cocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2009 Salı

topaç sadece bir çocukluk anısı mıdır?

0 benim de söyleyeceklerim var

topaçların plastikleri cikti sonra; ama en makbulü tahta olanidir gözümde.

benim bir tane vardi, hatrimda kaldiginca rengi pembeydi. garip bri pembe ve yer yer dökülmüstü. babam onu eskiciden almisti. sali pazari'nin yaninda sahaflar olurdu ve onlar eski seyler de satarlardi. pinokyo kitabinin 200 sayfalik ilk tercümelerinden birini getirdigi gündü. hangisine sevinecegimi bilememistim. altin cocuk kitaplari serisinin pinokyo kitabi...o zaman kitaplarda bir de dis kap varmis. eski kitap bunlar. kitabin asli kirmizi, mavi, gri; düz, kalin bir kapak. disindaysa resmi.

her neyse...topacimin ipi yoktu ve topac nasil döndürülür bilmiyordum. ucunda civiye benzer bir sey vardi. teneke islemisler ucuna. sebebi yere sadece bir yerden degmesi ve de daha uzun dönebilmesi. tabi ki dönebilmesini saglamak icin ilk önce yapmam gereken, onu firlatmayi ögrenebilmekti.

topac firlatmak deyip de gecmeyeceksin. benim cocuklugum, topaca deger verilmeyen bir dönemdeydi. onun yerine tasolar vardi ve evcilik setleri canak cömlekten olusan. el yapmasi olmayan bebekler bir de.
sapanla da gezmezdik...

saniyorum ki babam da, kendi cocuklugunu hatirlattigi icin getirmisti bu topaci bana. ucuna lastik bagladik. don lastigi. babam, don lastigiyle en iyi dönecegini söyledi, tecrübeliydi...
evin icinde sardik sardik döndürdük. benim sardigim ve de firlattigim topac hemen yere düserken onunki firil firil dönüyordu. gözleri attigi topacindaydi. o zamanlar daha otuzlu yaslarinin ilk demindeydi.

nasil topac firlatilir, iyice ögrenmistim artik. cok da seviyorum onla oynamayi. mahallede benden baska kimsenin topaci yoktu ve firlatmayi da bir tek ben biliyordum.
topacimi alip, onlara gösteriyordum. eni konu güzeldi benim eski topacim...

sonra onla oynamaktan sikildim. büyüdüm sanirim. evden ayrildim, oyuncaklarim baskasina verildi.
topacim kaldi ama...
kütüphanenin soldaki cekmecesinde kaldi...
babamla oynadigimiz oyunlarin bir hatirasi...
benim pembe, boyalari dökülmüs, ucunda artik tamamen sünmüs bir lastik bagli cocuklugum.

3 Şubat 2009 Salı

ilk; ama son degil

0 benim de söyleyeceklerim var

basima ilk dert actiginda yasim 12 olmaliydi. bingöl'den mahallemize tasinan ailenin kücük kizi türkceyi cok az konusabiliyordu ve o yüzden susmayi tercih ediyordu. gülten.
ablasi figen, bir iki yil okula gitmis olmanin tecrübesi ve ona göre daha düzgün türkcesiyle mahallede aramizda bir yer bulmaya calisiyor, kardesiyle muhatap olmamaya özen gösteriyordu...

gülten, kacan toplarimizi getiriyor, ortada sicanda araya gecemeyen oluyor, ücgen oyununda mahallenin yadigâr iki diregiyle birlikte dikiliyordu.

cocuklar cok acimasizdir aslinda...acimasiz ailelerin cocuklariydik cogumuz. kendimi tenzih edebiliyorum. annem ipek yengeyle, figen ve gülten'in annesi, hayli iyi bir muhabbet kurmustu ve evde aldigim terbiye gülten'e yapilanlara sokakta sinirlenmeme sebep oluyordu.

birlikte oynadigimiz oyunlarda cüssem sebebiyle kendisine fazla haksizlik yapilmasina izin vermiyor vefakat okudugum okul sebebiyle mahalleye haftada bir kez geliyordum.

"pisik" deniyordu gülten'e; cünkü gördügü bir kedinin yanina gitmek icin "pisiik" diye bagirmisti. gülten'e hic pisik demedim. diyemedim. pisik dedindiginde gözünün doldugunu farketmek canimi sıktı; ama kimseyi de vazgeciremedim.

iste, haksizliga gelemedigim icin yedigim ilk yumruk bu "pisik" hikayesi ile baslar.

mahallenin kabadayilarindan ramazan iti -bizden büyüktür 4 yas- kafayi kazitmis. gülten, ben, o sokaktayiz. sokagin basindaki evin merdivenlerine tünemis ramazan. gülten ile ne yaptigimizi hatirlayamiyorum simdi. ince sesiyle kizcagiz bir seyler söylerken bana. "gel lan buraya pisik" dedi ramazan gülten'e. gülten bana bakti...

***
-niye gelecekmis ki senin yanina?
+cagiriyorum da ondan. gelmezse vururum bi tane
-yok yea?! nereye vuruyosun. kolay miydi öyle vurmak?
+sana ne be?
-asil sana ne? gitsene bizim sokaktan manyak sey!
+kız pisik! gelsene suraya! sigara aldircam. gel.
-oha!

***
birbirimize yakinlasiyoruz bu arada. ramazan'in kel kafasi güneste parliyor. o gülten'e pisik dedikce ben sinirleniyorum. "sussana be" diyerek yanina geliyorum. gülten benim pesimden geliyor. ramazan gülten'i yakaladigi gibi bir tane vuruyor ona. güneste beynim dönüyor. hayatimda hicbir insan evladina vurmamisim daha. ilkim oluyor ramazan'in kel kafasi. tüm hincimla geciriyorum. tokatlarim sap sap ediyor derisinde. ramazan afalliyor. ufak tefek bir cocuk degilim. bir an toparlanamiyor; ama toparlandigi dakika bana öyle bir yumruk koyuyor ki, cenem yerinden oynuyor. o gün bugündür "kıt" diye bir ses gelir cenemden.
cöktüm kaldim yerime...cenemin uyusuklugu gecene kadar ramazan da gitti sokaktan.

hâlâ gelemem haksizliga. bazen cüppemi giyip avukatliga soyundugum söylenir, kimi an popülist oldugum. tek bildigim var...böyle ögrettiler bana evimde. tek cocuk olmama ragmen "paylas" dediler. ilk bisikletimin tatile giderken verdigim arkadasimdan kirik dönmesine ragmen paylastim..."arkadaslarini ispiyonlama asla" dediler...lisede onur kuruluna secmeye calistiklarinda "ben ailemden ispiyonlamayi ögrenmedim" diyerek karsi ciktim..."birinin gücünün yetmedigini gördügünde yardimina kos. yüzünü cevirme ondan öteye" dediler...hayatimda hep bunu yapmaya calistim. kendi islerimi yarim birakip baskalarininkilere kostum.

kendimi seviyorsam, sirf bu yüzden seviyorum. iyi ki haksizliga gelemiyorum. bu yüzden sonralari da cok hirpalandim, hirpalanmadim degil. bazen güvenip de yaninda durdugum insanlar adi de ciktilar. oldu bunlar hep, hayat...heyhat!
yine de...her seye ragmen...haksizliga gelememek insan oldugumuzun kanitidir.

yani demem o ki, yüzünüzü cevirmeyin kimseden...orda oldugunuzu anladiklari anki gülümsemeleri yeter. su bencil dünyanin düzenine uymayin.

23 Ocak 2009 Cuma

bir kücücük kiz cocugu...

0 benim de söyleyeceklerim var


eh biz de bostanda bitmedik be bacim. bizim de bir dogmuslugumuz, büyümüslügümüz var. büyürken bir sürü halt karistirmisligimiz, hâlâ da itina ile karistirmaya devam etmisligimiz malûm kimilerine. malûm olmayanlara da anlatalim diye acmadik mi bu blogu?

bazi resimler var insanin cocukluguna dair, bakip da "hic degismemis" diyebildigimiz. bende bunlarin sayisi haylice. fiziksel olarak pek bir degisim göstermemisim. ammavelakin sanki gözlerimdeki bakis, gülümserken yüzümün aldigi muzip hâl de degismemis. iyi ki de degismemis...

heran bir seyler yapabilirmis gibi cakmak cakmak gözler ve elleri belinde bir durus.
tombik tombik eller, cirt cirtlari yapistirilmamis ayakkabilar, kabak bir kafa kimi zaman, annenin cicili bicili ördügü kiyafetler icinde gezinip hanimcilik oynamak, süslü püslü kuzenin yaninda basma entari ile arz-i endam edip yanaklarindan kan fiskiracakmiscasina gülümsemek...

hele bir de dislerimin dördünün ayni anda ciktigi fotograflarda agzimi acarak gülüsüm var ki...püf!

dünyanin en sevimli cocuklarindan biri benmisim bence ueuehehuehue
 

biracayibkadın Design by Insight © 2009