edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2010 Çarşamba

kücük prens, orada misin?

0 benim de söyleyeceklerim var

kücük prens sorulara cevap vermez. bunu ögrenmis olmamiz gerekiyordu ondan...o sorulari sorar ve aklina yatani unutmamak icin tekrar eder.

yetiskinler icin yazilmis, cocuk kitabi gibi duran bu cep kitabina ne muamelesi yapmali? bir felsefe basucu eseri mi? elestirel yaklasmali ama kesinlikle. her seyi alinip da "baba" edilmemeli.

evcillestirmek tanimina dikkat edilmeli diye düsünüyorum. ortada bir gercek var ki, o da yetiskinlerin hayal dünyasindan git gide uzaklastiklari. bunun aksini kanitlamak icin, homo ludens olusumu havai fiseklerle kutluyorum.

kücük prens gül'üne trip atmakta hakli miydi? bence evet. o kadar kiymet verdi. onun söylediklerini sorgulamadan yaptigi cok oldu ve öteki ona hic karsilik vermedi. -belki de bu noktada, onunla konusmasina izin vermek bile bir karsilik sayilabilirdi-gerci insan(!) nasil gül gibi bir cicegi sevebilir, bilmiyorum. belki kücük prens ömrüboyunca baobap agaclari yerine gülleri görseydi, bir baobap agacini gördügünde benzer hisleri yasayablirdi.
sonuc olarak, prensin "ona karsi sorumluluk duyuyorum." dedigi noktada hak verebildim sadece, yillar sonraki tekrar okuyusumda.

tilki'nin beklemek üzre söylediklerini yine kulagima küpe ettim...

size bir de online olarak istediginiz dillerde okumaniz icin linkini vereyim -acilis linki türkce velakin-;

http://www.odaha.com/antoine-de-saint-exupery/maly-princ/kucuk-prens



apâsk'Ima okumak icin dört gözle bekledigim seylerden biri...

13 Aralık 2009 Pazar

ne? oyun mu dedin? ben de varim!

2 benim de söyleyeceklerim var
Caput magnus confusus bir arkadasindan bulmus, ben de ondan gördüm! Homo ludens olarak da hemen atladim (atlamak)
***
Oyunun ismi "En Yakınımdaki Kitap"tı ve kuralları şöyleydi;
•Kendinize en yakın kitabı alın.
•Sayfa 56’yı açın. 5. cümleyi bulun.
•Cümleyi bu kurallar ile birlikte yayınlayın.
•En sevdiğiniz, en moda veya en entellektüel kitabı seçmeyin, en yakınınızdakini alın.

***

benim en yakinimdaki kitap radi fis'den "ben de halimce bedreddinem" ve 56. sayfanin besinci cümlesi su:
kayalar arasinda isikli serpentiler yayarak coskuyla akan dag irmagininhic dinmeyen ugultusu esliginde derbentci ona yedi bela timur'un karsisinda bile sunca ürkeklik göstermeyen bilge bir seyhten söz etti.

9 Aralık 2009 Çarşamba

gustavo dudamel

0 benim de söyleyeceklerim var
"ne zaman ki sanat her cocugun ulasabilecegi bir sey haline gelecek; o zaman dünya bambaska bir yer olacak...müzigi ele alalim mesela; onu ellerinizle tutamazsiniz. sadece duyar ve hissedersiniz. ve hissetmek sizi duygusal yapar. duygusal bir insan, sanilanin aksine kararlarini verirken daha sagduyuludur. ihtiyacimiz olan da budur"

ormanda ölüm yokmus

0 benim de söyleyeceklerim var

-yaseminmiscesine'den eminmiscesine'ye, bir ithaf yazisi-

ilk on sayfasinda belki, demir gibi kaldiginiz bir roman latife tekin ormanda ölüm yokmus'u. sayfalarda ilerlerken kendinizi romana alistirmaya, iki üc günlük bir sergüzeste kendinizi katmaya calisiyorsunuz. aslinda anlatilan, bir yerde, sizin belirsiz hikâyeniz. sonrasinda bir bakmissiniz ki, ortasindan bir yerden sizin oluveren diyaloglar bütününü bitirivermissiniz. biten yok. son-siz.

emin, yasemin'in kaburga kemiginden yaratilmis bu sefer. isimler itina ile secilmis. terkedilmis bir liman olan gece, ,özenilen ve sevilen yurt, varligi aranan zümrüt.

"hmm" denilen yerlerinden haddinden fazla bir kuple, bir cok spoiler:


yataktan zihin ve yürek yorgunluguyla kalkmak yasama katilmak istegini köreltiyordu. kacinilmaz bir bicimde yalnizlasmisti, ama buna karsilik, gündelik karmasanin ugultusundan siyrilip öyle bir dinlignlige kavusmustu ki, sonunda icinde yeniden sessiz dünyanin bir parcasi oldugu eski zamanlarin ruhu dolmustu. tümüyle ümidini yitirerek her seyin, herkesin uzagina cekildiginde taze bir hava sarip sarmalamisti onu. artik uykularinda gündüzden yansiyan görüntülere cocuk akliyla bakip bütün bunlari gözlerim kapaliyken görebildigime göre, kafamin icinde isik olmali, günes isigi insanin beynine isliyor demek ki diye düsünüyordu.(s. 5)

***
bizimki kadina tutuldu. kadin disar cikip seviyor, oksuyor bunu, iceri aliyor, apartmanin girisinde oynasiyorlar, sonra kadin eve kaciyor, camdan bir seyler atiyor yasar'a, ip sarkitiyor, kagit toplar firlatiyor önüne, deliriyor hayvan, sonra yüzüne cekiveriyor perdeyi, yasar üzgün huzursuz dönüp dolaniyor camin altinda.(s.11)

***

emin'in güzel olani görmek ve göstermek icin dünyaya gelmis oldugunua inandigi halde yaptiklari karsisinda garip duygulara kapiliyordu.(s.15)

***

hic ama hic benzemezken nasil bu kadar iyi gecinebildiklerini anlamiyordu.(s.20)

***

kibarlikla sahtekârlik arasinda nasil ince bir cizgi, belirsiz bir sinir varsa, bir insani teselli etme cabasi da benzer bir tehlike tasiyordu. farkinda olmayarak karsimizdakinin üzünsütünden yararlanma havasina girebiliyorduk.(s.29)

***
"sıkıldım bu söz yarisindan yasemin," dedi, "böyle konusmak beni yoruyor, akil istemiyorum, hele parlak akil hic istemiyorum." (s.40)

***

"böyle düsünceden düsünceye kostugun icin bastigin yeri göremiyorsun, yasemin susup baksana suraya"(s.49)

***
"...isigi(âsik adamin icine dolan isik) kendinde tutmak istiyorsan, isigin dogasina uygun davranman gerekiyor, kesinlikle bunu cakabilenler olmustur, olacaktir da, tabii bunu anlamak isin önemli bir kismi ama asil, daha önceki varolus biciminden siyrilmayi göze alabilecek kadar korkusuzsan eger, bu sans sana gülüyor, karanlik tümüyla aklindan silinip gider o zaman." (s. 57)

***
emin, yonttugu dali elinden attigi gibi sirtini dönüp yamactan asagi söylenerek inmeye basladi. yasemin'in her seyi anlama, aciklama cabasi onu öyle üzüyor, yoruyordu ki... (s.68)

***
-zümrüt sana geri dönecek diye ummuyorsun yani, yöle mi? bunu benden gizlemeye calisiyorsun sanki.
+yaniliyorsun, bitti o is, kesip attim, kendi göz zevkim icin.(s.83)

***
"simdi söyle bana, tam düsecekken ben bu bardagi utarim mi demek istiyorsun?(...)
al su bardagi önüne koy, masanin ortasinda dursun, hem kendini hem beni huzursuz ediyorsun..." (s. 89)

***
"bir sabah benim evde uyandik...sabahin karanliginda, ben zümrüt'ün benden bekledigi seyi anladim, masada, geceden yarim biraktigim bir is kalmisti, kalkip calismaya basladim, bir kahve iceyim dedim, yataktan bana bakiyor...dogruldum söyle, mutfaga gitmek icin, o yana bir hamle yapipi döndüm, kalemi alip bir sey düzelltim, iki saniye ama, bana baktigini fark ettim, kolunu sirtini gördüm önce, birbirimize gülümsedik, nasil memnunun, isime takildigimi gördü ya, cok mutlu oldu, o an cok önemliydi, hep öyle olabilseydim devam edecektik biz, ben bunu hissettim, iki saniye icinde, suratindan anladim bunu, dönüp isime baktim, bir düzeltme yaptim alt tarafi yaptigim seyin onun icin anlami suydu, bir dis haya, bizim beraberligimizle sürüp gidebilirmis gibi geldi ona, istedigi sey buydu, askimiza da bir sey olmaz, o an bir zafer kazanmis gibi oldu, ugrasirsa kafami böyle bir seye yatirabilir, bunu becerebildigini düsündü, öyle sandi, o kadar sevindi ki...ne düzelttim, ne yaptim orda? iki saniye, isime baktim...bir saniye de döndüm onun yüzüne baktim, katiyen de aramizda konusulmadi bu, ben sadece onun yüzünde benden bekledigi seyi gördüm, o kadar ve, asla...belki de inat olsun diye yanasmadim buna."(s.106)

***
-öyle yanlis kadinlar seciyorsun ki, seni teselli edemiyorum, artistler, oyuncular...seyredilmeye bir türlü doyamayan kadinlar demiyorum bak, üzüldügün icin midir nedir, sana dokunakli mi geliyorlardi, onlara aciyor muydun bilemiyorum, seni ceken onlarin yalan dünyasi miydi?
+safliklari belki de, hizla degismeleri, sahnede cocuk gibi oluyorlar- (s.107)

***
+oysa zümrüt'e bizim arkadasligimizi anlatirken acikladigin bir sey vardi, iliskimizin karsilikli olarak birbirimizi kadin ve erkek olmaktan cikarmak üzerine kurulu oldugunu söylemistin ona, cocuksu bir ses tonu tutturup her seyi öyle safca konusa konusa birbirimizi özgürlestirdik, diyordun...simdi karsilikli ic dökmeye baslarsak bu noktadan geri adim atmis olmayacak miyiz? sunu da bil ki, daha önce böyle bakmamistim ama sen de insanlarin arasina dönelim demeye basladin ya, kafamda bir sey netlesti, gece'yle de zümrüt'le de iliskim ayni nedenle bozuldu, olmayan sey ayniydi diye görüyorum simdi, kadinlar erkekleri kalabaliklarin icine cekmek istiyor hep, bu huy sende de var, kendilerini baskalarina gösterme hevesinden midir nedir, görünmek zorundalar, kadinlar icin cok önemli bir sey bu, ortalikta dolanip illa görünecekler
- yani, emin, ben sana icimdeki üzüntüyü acarsam iliskimiz bozulacak mi demek istiyorsun? beni kadin olmaya kalkmakla mi sucluyorsun simdi? ormanda dolasmaktan korktugumu söylerken sen de pek bir erkek olup bozgunculuk ediyorsun öyleyse... (s.118)

***

"yalnizca konusabiliyorum emin(...)bizim sevimsiz buldugumuz tüm insanlarin kesin görüsleri vardi tipki onlar gibi oldun, sana göre bizim durumumuzda olan kimselerin gidebilecegi tek yer orman...(...) kalabaliga karismaktan baska caremiz yok, hosumuza gitsin gitmesin, insanlarin arasina dönmemiz gerekecek(...) cünkü insan insandan güc aliyor bence(...) bana artik neden tanri degilim diye dertleniyormussun gibi geliyor...ama dertlen istedigin kadar...kus bile, böcek bile olamazsin, insansin iste, kabul etmen gerekir bunu(...)düsünsene, ölmüs yapraklari duvara igneliyorsun, ama insan insani soluguyla, sesiyle diriltebilir, ya da bakisiyla(...) insan, yaninda baska bir insan yoksa bir seye güzel bile diyemiyor, kesinlikle söylemiyor bunu, baska varliklara iyi ya da kötü bir anlam verebilmek icin bile yaninda bir insan olmasi gerekiyor(...)düsünsene, insan kapisina niye zil takar, yalnizca biri geldiginde haberi olsun die degil herhalde, ayni zamanda bir insanin kapisindan iceri girmesini istedigi icin yapar bunu, degil mi?/insan mucize bekledigi icin kapisina zil takar, yalnizca insan beklemekle ilgili bir sey degildir bu/ ama kendi basimiza mucizeyi ne yapalim ki?(s. 118- 122)

***

+elbette buna laf etmesen olacakti, öyle dolasiyoruz surda, ne var büyütecek?
- büyüten sensin, cünkü öyle dolasmayan da sensin. ben artik normal yürüyemiyorum burda, sanki agaclar bizi seyrediyor, senin yüzünden icimde onlara kendimizi güzel göstermeye calisiyormusuz gibi bir duygu olustu, farkinda misin, biz aslinda kalabaliga coktan karistik bile, dallar calilar toplulugu...halimiz ne hos ama...ormanda sahneye cikmisiz gibi...alttan alttan dikenlere, kozalaklara nasil göründügümüzle ilgilenir bir havaya girdik burda...yapraklar bizden daha önemli oldu, sen demiyor muydun, asiklar bir yerde üc günden fazla durmamalidir diye?
+canim, agaclarin ne sucu var, biz dayaniksiz ciktik, büyüsünü bozduk isin (s. 123-124)

***
"evet ama emin, sen de agaclarin arasinda akilsizca yitip gitmek istiyorsun...ben senin kendini kaybetme arzuna taniklik edecek yürekliligi gösterebiliyorum ormanda adim adim izledim seni, anladiklarim bana yeter, anladiklarim neyse, ise yarasin istiyorum, neden bir hayatim olmasin? geri dönüp cabalarsam senin beni izleyecek, sayiklamalarimi dinleyecek cesaretin olacak mi? senin arzularin, sevgilimin önümde actigi yol...hicbirisi benim degil bunlarin, hayatim yeterince kesintiye ugradi" (s. 127)

***
(aslinda 122-128 arasi her sey)

***

-bir kez kirildin diye, dünyada en önemli seydir dedigin aski kalbine mi gömeceksin, belki düsledigin gibi, seninle yola cikacak bir kadin vardir, o kadini aramaktan neden vazgeciyorsun?
+yok gelmezler abi, unut...tek tük cikiyor böyleleri de...bana rastlamadi.(s. 130-131)

***

"insan yalnizlik denen seye bir basina gömülmeli"(...)sonra yüreginin derinlerinde bir yerde, yasemin'e hak verdi. (s. 138)

***

animsamak da böyledir.(...) yasemin'in rüyasinda gördügü gibi, insan unutamadigi icin ölür. (s. 157)
[baglanti]
yasemin cit cikarmadan basindan sonuna susup dinledi onu. yalnizca bir noktada dayanamayip "ama emin, neden bu ölümle ilgili olsun ki, yani bir adresi de animsariz ve yolumuzu buluruz degil mi?" dedi (...) bu demekti ki, durum ne kadar kötüyse, yasemin o ölcüde hafif oluyor. (s.161)

***
"hayir, yapacagin sey sana asagilik bir is gibi görünüyordu...ruhumu pislemeden nasil siyrilirim bundan diye düsündün, icindeki kötü duyguyu bana aktarmak istedin, zaten sürekli yaptigin bu, farkinda olup olmaman bir seyi degistirmiyor" (s. 164)

***
-hem huzur ariyordun, hem de bundan korkuyordun öyle mi?
+korkuyor muydum, belki...huzur duraganlik demek. buna da katlanabilirim ama yanimda beni seven sevdigim bir kadin olursa...o kadini bulamadigim icin huzura eremiyorum. (s.169)

***
"kafamin acilmasi zaman alacak, üc dört yil sürer bu simdi, böyle ara bir durumdayken yapilacak en iyi sey, dolanmak...yolda olmayi da seviyorum, yoldayken icimdeki bütün özlem bir hikâyeye dönüsüveriyor sanki" dedi, "yolda olmanin güzel tarafi da icimin dönecegim bir hayat varmis gibi bir duyguyla dolmasi, bu duygu yasama heyecani uyandiriyor bende" (s. 173)

***
"zaman var, sevenler icin zaman yok olur, cünkü asiklar sevdiklerine vermek icin kalplerini sökmüslerdir, kendi sevgilileri olmayan binlerce erkege ve kadina duyarsiz olmalari bundandir, korkmadan rahatca aglamalari ve umutsuzluga düsmeleri bundandir ve sevilmis olanlar, yasliligin ve ölümün yaklastigini bu kanli saatlerin yavaslamasindan anlarlar, istirap cekenler icin zaman yoktur, son hizla aka aka kendini ortadan kaldirir, cünkü her azap saati yüzyillar süren bir firtinadir, acik cektigim her seferinde"(atesler) (s. 183)

***

"seni üzüyorum, birbirimizi bir süre rahat biraksak iyi olacak" (s. 184)

___________________________________________________________-

yazar, hicbirimize hak vermiyor gibi. aslinda sonunda birbirimize benziyoruz. emin'in "kendimi sen sandim" demesi bu yüzden belki de. sonunda hak verisiyorlar bir sekilde; ama hak vermede yasemin daha umarsizmis gibi görünen, yalniz inatla emin'e uyan. yenilgilerinden yikilip da havalanabilen yasemin, yasi kemale ermis ve niyeyse denemelerden vazgecmis olan emin...

carpik iliskilerinin sonu pek hayir degil ve sonuclara takilan bir kadin olarak aslinda, beni üzdü bu. "suralari senin, buralari benim olsun bu kitabin" dedim kendi icimdeki digeriyle konusurken.

zihnimi acmaktan öte bulandirdi sanki. yasemin, yenilgiyi kabullenip gidecek sonunda. sonra, sonralari, en son. fin.

8 Aralık 2009 Salı

romantizm, realizm ve siyaset ücgeninin alman sairi: heinrich heine

0 benim de söyleyeceklerim var

“...ben bir alman şairi
bütün almanya'da meşhur
en üstün isimler söylenince
içlerinde benimki de bulunur...”

bu dizelerin sahibi romantizm ve realizm akimlari arasindaki gecis döneminde, siyasal siirin öncüsü olan heinrich heine’den baskasina ait degildir...

adini düssel irmagindan alan düsseldorf kentinde hayata gözlerini 13 aralik 1797’de acan sairin kulagina fisildanan ilk isim aslinda “harry” dir. heine, dogdugu sehre herzaman, özellikle de sürgün yillarinda, büyük bir özlem ve sevgi duyar...bu sevgisini sairin su sözlerinden de anlamak mümkün sanirim:

“die stadt düsseldorf ist sehr schön, und wenn man in der ferne an sie denkt und zufällig dort geboren ist, wird einem wunderlich zu mute. ıch bin dort geboren und es ist mir, als müsste ich gleich nach hause gehn. und wenn ich sage nach hause gehn, dann meine ich die bolkerstraße und das haus worin ich geboren bin“

meâli: düsselrodf sehri cok güzeldir. eger uzakta orayi düsünüyorsaniz ve de tesadüfen orda dogmussaniz, bu size cesaretz verir. ben orda dogdum ve bana öyle geliyor ki, sanki simdi eve gitmek zorundayim. ve eve gitmekden kastim, bolkerstraße'ye, icinde dogdugum eve gitmek*

harry, yahudi bir ailenin cocugu olarak dogmustur. yahudligi, üniversite yillarini gecirdigi berlin'de arkadaslari tarafindan alay konusu edilince basi ceken ögrenciyi düelloya davet etmis ve bu sekilde de okuldan uzaklastirilmistir.

ilk basarili siirleri, asik oldugu kuzenine yazdigi siirlerdir. bunlari takma isimlerle cesitli gazetelerde yayimlayan heine, bu arada yahudilikten protestanliga gecmis ve adini da harry'den "heinrich" e cevirmistir. kiliselerle arasi hicbir zaman iyi olmayacaktir; ama artik toplumda bir yahudi olarak anilmaktan da kurtulmustur. yalniz, arkadasina yazdigi bir mektupda bu din degistirme meselesini söyle anlatir:

"acikcasi din degistirmis olmamdan ötürü pismanlik duyuyorum. protestan oldugumdan beri hayatimda hicbir degisiklik yok. hatta kötü sansin yakami birakmadigini bile söyleyebilirim"

heine, zamaninin ileriyi gören aydinlarindandir. 1820'li yillarda islâm kültürü ve endülüs emevi devleti ile ilgili derinlikli arastirmalar yapar. 1823 yilinda yazmis oldugu almansor kitabindaki su satirlar dikkat cekicidir:

"bu sadece bir provaydi. kitaplarin yakildigi yerde, bir gün insanlar da yanar"
-1933 yilinda iktidara gelen hitler önce kitaplari, sonra da insanlari yakmistir-

1824'de sairin en büyük siirlerinden biri olarak anilan "die loreley" in da icinde bulundugu "otuzüc siir" isimli derlemesi yayinlanir. yine bu dönemde heine, almanlarin medar-i iftihari goethe ile harz'da görüsür. heine bu bulusmadan hayal kirikligi ile ayrilir. goethe kendisine cok soguk davranmistir.

1826 yilinda cikardigi "harz gezisi" kitabi toplum tarafindan büyük bir ilgiyle karsilanmis ve bunun üzerine heine bir de "sarkilar kitabi" diyebir siir derlemesi yayinlamistir. bu kitabinda bir yandan romantizmi yüceltirken bir yandan da ironik siirleriyle "suluzirtlak" bir romantizmin önünü kapatmaktadir...

genc bayan denizin kenarinda duruyor
ve icini cekiyor derin derin
günesin batimi
onu böyle hüzünlendiren

üzülmeyin genc bayan!
bu eski bir oyun
suradan batar iste bu aksam
cikar yarin öbür taraftan!

heine'nin basi alman sansürüyle derttedir. paris'e tasinir. bircok devrimcinin dilinden düsürmedigi "silezyali dokumacilarin türküsü" heine'nin siiridir.

almanya'nin bu zihniyetinden kurtulusun olmadigini gören sair, kendini paris'e atar. orada evlenir ve karisi tek kelime almanca bilmemektedir. karisinin kendisini "ünlü bir sair" olarak degil de, kendi insanligindan ötürü sevdigini düsünen heine, görece mutlu bir evlilik gecirir. ölene kadar bu esinden ayrilmaz ve kendisinden 27 yil sonra ölen esi de, yanina gömülür.
esi mathilde'nin sairin siirlerine dair kullandigi su cümle ironiktir "heinrich'in iyi bir sair oldugunu sanmiyorum; cünkü kendisi yaptigi isilerden sürekli memnuniyetsiz dolaniyor"

karl marx'in ögretilerinde de etkilenir heine. 1844'de yayinlanan "Almanya. Bir kis masali" kitabinda bu ögelere yer verir:

yeni bir sarki daha iyi bir sarki
yazmak istiyorum size arkadaslarim!
simdiden dünya üzerinde
cenneti yaratmaliyiz biz

yer yüzünde mutlu olmali her birimiz
sefillik icinde yok olmamaliyiz
tembel koca göbekler indirmemeli mideye
caliskan ellerin ürettiklerini

1848 subatinda, heine felc gecirir ve sekiz yil boyunca yatalak olarak hayatina devam eder. bu kosullar altinda dahi ironiyi elden birakmaz.
vasiyetinde, ne papaz ne haham istedigini belirtir. bir tanriya inaniyordur; ama bu kisisel bir tandiri ve hicbir dine ait degildir.

istedigi sekilde fransa'da gömülür heine.

bizlere de ondan geriye, okunacak birsürü sey kalir.

7 Aralık 2009 Pazartesi

parali asker'in "ask" i

0 benim de söyleyeceklerim var
"...
-ask ciddi bir istir. bu yüzden sana uymaz! sen yasami eglence olarak düsünüyorsun. asksa acidir, sikintidir, kahredici atestir. aslinda öyle olmamasi lâzim; ama öyle oluyor. hatta bazen insanlarin aci cekmek icin asik oldugunu bile düsnüyorum.
+ama mutlu olanlar da var
-ask tutkudur. tutkulari tutku yapan da iclerindeki acilardir!
+urfa biberi de aci; ama tutku degil
-öyle mi saniyorsun? seni dünyadan haberin yok. isotsuz bir yasamdan söz et bakalim urfaliya, ne olacak?"


yücel sarpdere
parali asker, sf. 35-36 (derleme)

11 Kasım 2008 Salı

ben senden önce ölmek isterim

0 benim de söyleyeceklerim var

ben
senden once olmek isterim.
gidenin arkasindan gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi,
beni yaktirirsin,
odanda ocagin
ustune korsun
icinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun,
seffaf,
beyaz camdan olsun
ki icinde beni gorebilesin
fedakârligimi anliyorsun :
vazgectim toprak olmaktan,
vazgectim cicek olmaktan
senin yaninda kalabilmek icin.
ve toz oluyorum
yasiyorum yaninda senin.
sonra, sen de olunce
kavanozuma gelirsin.
ve orada beraber yasariz
kulumun icinde kulun
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasiz bir torun
bizi ordan atana kadar...
ama
biz
o zamana kadar
o kadar karisacagiz ki birbirimize,
atildigimiz coplukte bile
zerrelerimiz
yan yana dusecek.
topraga beraber dalacagiz.
ve bir gun yabani bir cicek
bu toprak parcasindan nemlenip filizlenirse
sapinda muhakkak iki cicek acacak :
biri
sen
biri de
ben.
ben
daha olumlu dusunuyorum
ben daha bir cocuk doguracagim
hayat tasiyor icimden.
kayniyor kanim.
yasayacagim, ama cok, pek cok,
ama sen de beraber.
ama olum de korkutmuyor beni.
yalniz pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze seklini.
ben olunceye kadar da
bu duzelir herhalde.
hapisten cikmak ihtimalin var mi bugunlerde?
icimden bir sey;
belki diyor.

nazim hikmet'e yazilmistir aklinin kizil sacli bacisi piraye tarafindan.
piraye "ben senden önce ölmek isterim" diyerek nazim'i nasil sevdigini anlatmistir...bir insanin olmayacagini düsünmenin kederini bilir misiniz? düsünün ki o sizin yâriniz, yâreniniz...karninda kipirdayan bir cocuk sevdiniz. aksam ona seker getiremeyesini dert ettiniz belki. memet fotograflarda büyüyordu cünkü.

piraye nazim'i seviyordu. kim sevdiginden sonra ölmek ister ki? ne kadar dayanabilir yürek onun pesinden yalnizliga.
hani onu daha önce hic tanimamis olsan. gitsin, gider...
ama bir kere girmis hayatina...ondan önce onsuzdun, evet; ama bir kere oldu o. nasil inkâr edeceksin ki yasananlari? olur mu hic? olmaz iste...


belki piraye ile nâzim'in aski bitti de...yine de kaldi yüregin bir yerinde sizisi...hic degilse bana tercüman oldu yillar evvel, bugün...belki yillar sonra devam edecek tercümanliga.

belki bencillik gibi gelecek sana; ama...
"ben, senden önce ölmek isterim"
bilirim, sen de benden önce ölmek istersin...
yasasak ya!
aman basina bir is gelmesin...

kirginim sacilmis bir nar gibi

0 benim de söyleyeceklerim var



"git dersen giderim
kal dersen kalirim
"

gidislerinin müsebbibi olan insana bagli kalislarin yine. o nederse o olacak ve her sey sanki yercekimi kanunuymuscasina g=10 mahiyetinde kabullenilecek. ama einstein degil miydi mutlak gercek yoktur diyen ve her sey görecelidir?
o zaman onun "git" dedigini, sen "kal" olarak anlasan mesela...suclu kim olur ki?

"belki
sararmış
eski resimlerde kalırım
"

ne umutsuzsun ve romantik. aslinda istedigin tek bir sey var bana sorsan...resimlerde kalmamak. kalacaksan; yaninda etinle, kaninla, caninla olmalisin bir kere. öpüslerinle bogdugunda onu, soluksuz kaldiginda adini sayiklarken iniltilerinde, en derininde hissettiginde seni...düpedüz yaninda iste...
olmayacaksan da resimlerin bile kalmamali ortalikta ve tutmayacak zaten yaninda, eger sana "git" derse..birilerine "kal" derken, o resimleri kapali bir yere koyacak. basta kiyamayacak sobaya atip yakmaya; cünkü mevsimlerden ilk bahar. soba tüterse, evin boyasi batar...anlayacagin, resimlerini atacagi vakit...iste o an, umrunda bile olmayacaksin ki zaten.

"bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
"

agzinda dünden kalma bir küfür de olabilirdi hani, rakinin vermis oldugu o anason kokusu üstüne. aslinda söyleyecek seyler o kadar cok ki ve senin aklina hicbiri gelmiyor. o kadar acizsin simdi. o "git" diyecek, gideceksin ve "kal" dediginde kalacak...
her sey onun elinde sanki ve senin aklinin ipleri, onun sacinin tellerine dolanmis; sevismekte.

"değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.

aynı gökyüzü aynı keder.
"

aslinda biliyorsun, ölüm e bir degisiklik degil. nedir yani? bir kere börtü böcege yem olmanin neresi istah acici, bilemiyorum. ayrica sen de bunu istemiyorsun..."git" dediginde, o kadar uzaga gitmeni hic istemiyor olacak üstelik, ve "kal" dediginde sen bosu bosuna ölmüs olacaksin...
gökyüzünde bir ay var simdi...sen bilmezsin, kimine öyle güzel gözükür ki o ve inan her gün degisir. yildizlar yer degistirir, mavi atlas bir gariplesir...göremedin simdi; oysa ki galileo'nun basina dert acan buydu iste...görmüstü o gökyüzünün ayni olmadigini ve de dünyanin kendinden kat be kat büyük günes etrafinda döndügünü...
ona gülmüslerdi, onu yalancilikla suclamislardi...oysa ki o söylediklerinin dogrulugundan da emindi...ve keder, hicbir sekilde ayni degildi.
kimi an azaliyor, kimi an cogaliyor, kimi an bicim degistiriyordu...
sende de böyle bu. istisna degilsin. öyle saniyorsun; ama cidden degilsin. olamazsin da bu standart sapmalarin icinden cikamayacagin halinle.
kendi sirtindaki kederin, dünyanin tüm kederlerinin toplaminin iki katindan üc fazla oldugunu saniyorsun. neden ki?

ve en basa geliyoruz en sondan sonra...bir döngü olabilir mi ki bu? yoksa sebep sonuc iliskisi mi?

"kirginim,
sacilmis bir nar gibi
" yim

illa ki ekleyeceksin sonuna gizli özneni...oysa isimsiz daha bir güzeldin sen, kirgindin sacilmir bir nar gibi...o zaman daha güzeldi tamlaman...

hepsi onun "git" ve "kal" lari arasindaki gelgitlerdeydi. ondandi o sarhosluk, o agiz bozuklugu, o mayhosluk, o keder...

kirgindin...
sacilmis bir nar gibi.

parcalarin, ellerimde kirmizi izler birakirdi. üstüme bulastirsam cikmazdi. isin kötüsü, bir daha bütün olma imkanin da yoktu. bir bütünün parcalari, herhangi bir kuvvetle ayristirilmaya calisildiginda birbirlerinden uzaklasirlardi.
bilim, senin üstünde deneniyordu iste...sen kanitiydin her seyin.

ellerimde kaliyordun, kirmizi kirmizi ve bulastiginda üstüme cikmiyordun...tadin eksiydi, tadin güzeldi tüm eksiligine ragmen...üzgündün, mayhostun, sarhostun...ama dudaklarinin tadi güzeldi...vereceklerin fazlaydi.

sacilmistin,
kirgindin
nar gibi...
 

biracayibkadın Design by Insight © 2009