güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2010 Pazar

tekel iscisinin hakli mücadelesini destekliyorum!

0 benim de söyleyeceklerim var

14 araliktan beri, ankara'da 12 bin iscinin kaderi icin eylemler düzenleniyor. 12 bin isci...dört ile carpsan 48 bin hayat.
basbakanimiz "onlar yetim hakki yiyorlar" dedi...isciler, kendi aralarinda topladiklari parayla "yetim hakki"ni iade ettiler...
kim bu yetim hakki yiyenler?
tütün/likör fabrikalari kapatilan isciler. bu iscilerin derdi ne peki de eylem yapiyorlar anacim? aralik ayinin yagmurlu günlerinde ankara gibi gece sogugu adami vuracak bir sehirde, neden her isleri gücleri bitmis gibi orda oturuyorlar? kadinlar neden "kadinlar burada, emine erdogan nerede" diye bagiriyorlar? polis neden onlara biber gazi sikti?

sorunun cevabi 4c olarak bilinen "gecici isci calistirma" kanunu.

bu kanunda neler mi var?
bu kanunda kölelikten baska bir sey yok!
-iscinin elinden sendikalasma hakki aliniyor.
-hasta oldugunda 2 günden sonrasinin ücreti ödenmiyor.
-karisi dogum yaptiginda alabildigi izin 3 gün ile sinirli. babasi öldügünde sadece 3 gün mazeret izni kullanabiliyor.
-8-17 mesaisinde calisiyor; ama eger "kendisine verilen görev" bitmemisse, onu bitirmekle yükümlü tutuluyor. fazla mesai söz konusu degil. calistigi saatlerin ücretleri ödenmiyor.
-tazminat gibi bir durum asla söz konusu degil.
-yilda en cok on ay calisilabiliyor.
-calistigi müddet boyunca sadece bu isi yapabiliyor. baska bir is yapmaya kalkarsa isten atiliyor...
-maaslari brüt olarak ögrenim durumuna göre 600-700-800 tl (2009)
ortalamaya vurunca, asgari ücretten daha düsük maasla calisan iscilerin bir tablosu ortaya cikiyor...


bugün 17 Ocak...bugün ankara'da yagmur yagiyor. bugün 500 otobüs ile türkiye'nin her yerinden isciler tekel iscisinin, sinifinin yaninda yer almak üzere oraya yagan yagmur gibi akti...
hak-is safini gösterdi ve hükümet yanlisi tavrini takindi.
isciler türk-is'i genel greve ikna etmek icin kürsüyü bile isgal ettiler.
tekel iscisi celiyle cocuguyla sogukta. bir aydir sözlesmesi fes edilmis insanlar var aralarinda...tekel iscisi, evine götürecegi ekmeginin derdinde ve biliyor ki ekmek, ancak onu kazananin eliyle geri alinabilir.

saygiyla selamliyorum tekel iscisini...yaninda durani, ona destek olani.

simdi kanatlarim olsa...ankara'ya ucsam, inan olsun, sevdicekten bir buse alir almaz elinden tutup o iscilerin arasina karisirim...
yolu acik olsun tekel iscisinin. kazanimlari, ögrendikleri yolumuzu acsin.

12 Aralık 2009 Cumartesi

serap eser'in ölümünün düsündürdükleri

0 benim de söyleyeceklerim var
ölümünün arkasindan annesinin söyledigi su sözlerle beynimde yer edecek ;

"cenazemi kimsenin propagandasina alet ettirmeyecegim. sizin caniniz benim canimdan daha cok yanabilir mi? o zaman susun!"

üzerinden politika yapilamayacak; ama tartisilabilecek bir hadise bu.

çok güzel, konuşulması...tartışılması harika. yalnız şu gündemde, tavşan doğuran dağ misali ortaya çıkan ikiyüzlü bir açılımın ertesinde ben bu kızcağızın ölümünün vebalini devlete yüklüyorum.
ya kendi elleriyle öldürdüler, ya da öldürülmesini sağlayacak koşulları yarattılar. şimdi bir cenaze üzerinden yine prim yapılıyor tartışmaları doğacak. hrant dink' in ölümünde de aynı oldu, ceylan' ın da ufuk'un da.

çocuklar ölüyor ya hu! çocuklar neden olduğunu bilmediğimiz bir savaş yüzünden ölüyorlar. ölmüyorlarmış gibi ölüyorlar hem de. gepgenç.

"götüne kodugumun orospu çocukları" demenin bir işe yaramadığını ne vakit öğrenecegiz? ne vakit başınızdakilerin bizi yolunacak kaz gördüğünü, bunların kirli politikalarına alet olduğumuzu, medyanın tekelinde sadece düşünmemiz isteneni düşündüğümüzü...
yapmayalım arkadaşlar şunu. güya biz ülkenin yazan, okuyan, düşünen azınlığındanız.
bu kadar mi cürmümüz? yapmayın...

dtp'nin kapatilmasi üzerine

0 benim de söyleyeceklerim var
dtp, türkiye siyasi tarihinde "kürt meselesi" yüzünden kapatılan onuncu parti. bunlardan türkiye birleşik komünist partisi, sosyalist parti, sosyalist türkiye partisi, demokrasi ve değişim partisi ile emek partisi(bunun işim hakkini geri verdiler bak sonra. davası düştü) "hep" geleneğinden gelmeyen partiler. tüzüklerinde "halkların kendi kaderlerini tayin hakki"nı savunduklarından meydana gelen birtakım davalarla kapatılmış durumdalar.

kararın hukuki boyutunu hukukçular tartışsın. sorunlu olduğunu zannetmiyorum. yanlış çıkılan bir yoldan doğru sonuçlar bekleyemezsiniz. bu anayasa ile böyle. seksen anayasası mı dedin, yüzde on baraj mı dedin, insan hakları mı dedin...öptüm güzelim.

kendi kapatılmaları söz konusuyken dtp'nin "nalıncı keseri gibi kendine yonttuğu" düşünülen; ama samimi olduğu "olası bir kapatılma kesinlikle demokratik değildir." söylemi hatırlanmalıdır.
siyasi parti kapatmanın antidemokratikliğine degimeyecegim. kendi nazarımda olayın "gelecek" etkisinden bahsedeceğim, o kadar. çünkü "önümüzdeki maçlara" bakma zamanı gelmiştir.

abdullah öcalan'in perşembe günü yapmış olduğu açıklamada "dtp kapatılırsa dünyanın sonu gelmez" demeye getirmesini unutmamak lazım. evet, dtp'den önce aynı gelenekten gelen kaç parti kapatılmış. nedir?
parti kapatma ile yapabilecekleriniz sınırlı. yalnız parti kapatmaya bir de siyasi yasaklama eklerseniz...işte orada niyetiniz "bunlar kendilerini toparlayana kadar..." ile başlayan plânlar yapmaktır. hele hele ahmet türk ve aysel tuğluk gibi iki insanın milletvekilliklerinin düşürülmesi ve siyasi yasakla cezalandırılması, yeni kurulacak partinin yüzleri olmalarını engellemektir. bunların dışında yasaklı 35 kisinin de parti kadrolarında açıktan yer almalarının önüne geçilmiş ve de siyasi kadro yaratma aşamasının uzaması istenmiştir.
bunu da bir kalem geçelim. mecliste şuan 19 bağımsız milletvekili oluyor parti kapatılınca ve ahmet türk ile aysel tugluk'un milletvekillikleri düşürülünce. 19 ile ne yapabilirsiniz? grup olamazsınız. yanı meclis içinde ciddi manada söz sahibi olamazsınız, komisyonlarda yer alamazsınız. size mecburi medyatik önem verilemez...vesaire vesaire.
ama ondokuz, yirmiden sadece bir sayı eksiktir. bu devrede yeni kurulacak bir partide yer alabileceğini açıklayan, takınacağı tavırla kürt sorununa karşı tutumunun samimiyeti belli olacak olan ufuk uras girer.
ufuk uras'ın kurucularından olduğu bir parti vücut bulursa, sine-i millete dönmek yerine yine 20 milletvekilli bir parti kurulur ve yine meclis içinde hak mücadelesine devam edilir.

bugün açısından, dtp'nin kapatılışını protesto etmek haklı bir tavırken, bunu hepten namus meselesi haline getirmek doğru değildir; çünkü buna gerek yok. gün karalar bağlama değil, yapılabileceğin en iyisini yapma günüdür.

dtp'nin kürt sorununun çözümünde "zaten bir şeyler yapamamış" bir kurum olduğunu ve tasfiyesini savunmak ise, olanı biteni görmemek/görmezden gelmek/gösterilene kanmaktan ötesi olamaz.
balık hafızalı bir millet olduğumuzdan ötürü, söyle bir göz gezdirmek lazım son beş yıla...ahmet türk'ün açıklamalarına, konuşturulmamasına, abdullah öcalan ve pkk nezdinde tüm bir kürt halkının üzerine gidilmesine ve son bir yılımızı kapsayan "açılım" tartışmalarına...
bu yol, türkiye'nin canı sıkıldığı için demokratikleşmesi ile değil, dtp'nin ve ilerici demokrat güçlerin çabalarıyla olmuştur. bu kadar kör olmayalım.

herneyse. amerika'dan daha bir ses çıkmadı. konuyu "değerlendiriyor"larmış.
"hukuki karardır, saygı duyuyoruz" repliği sadece türkiye'de dillere pelesenk olmuş durumda. milliyetçi güçler ile ordunun ekmeğine yağ sürmenin daniskası yaşananlar. hükümet ile sözde muhalefet ittifak etmişler, el ele kol kola "biz barış değil, savaş istiyoruz" çığlıkları atıyorlar.
sahiden, duymuyor musunuz?

12 Kasım 2008 Çarşamba

bildungsstreik

0 benim de söyleyeceklerim var

egitim grevi diye cevirince sanki böyle bir havasi kaciyor kardesim...

toplamda 15 bin insanin(tabii ki cogu ögrenci) katilimiyla gerceklesti berlin'de. duydugum kadariyla en yüksek katilim da berlin'de olmus. sinavi olan, okulu olan, dersi olan ögrenciler ellerinde pankartlariyla yürüyüse gelmisler...

burdayiz, sesliyiz, cünkü egitim hakkimiz elimizden aliniyor diye bagirmislar...
egitimde firsat esitligi demisler...
parasiz egitim sloganini atmislar...

eh, biz de yerimizi almisiz yanlarinda.
tisisisi.

11 Kasım 2008 Salı

lince davet

0 benim de söyleyeceklerim var
cok gerilere gitmeyelim diyorum ve türkiye cumhuriyeti'ndeki sayisiz linc hadiselerinden bir ikisini belirterek "ata sporumuz güres degil de linc olsun aabi" teklifinde bulunmak istiyorum...

tee otuzlu yillardan bu yaniyi söyle bir kisaca(cok göz önünde olanlari) gecersek:

~6-7 eylül olaylari:
atatürk'ün dogdugu eve bomba atildi havadisiyle sarsilip ne kadar rum ermeni varsa istanbul'da evlerini barklarini yakip yikmaya kalktik..türk bayraklariyla caddelerden gectik...


~kanli pazar:
1969 yilinda cuma namazi öncesi ve sonrais gaza getirilen müslüman grup isci ve ögrencilerin üzerine salinmistir. polis zaten bir kenardan izleyip elinden geldigince ögrencilerin tas sopa ve bicaklarla dövülmesine yardimci olmustur. bu mevzunun gelisimi resmen cihad cagrisi gibidir. "kalkin gidin ve onlari yok edin" denmeye getirilmistir.

~kahramanmaras olaylari:
dinsiz oldugu gerekcesiyle alevilerin linc edilmeleri. evlerini barklarini yakilmasi, yikilmasi, öldürülmeleri...sorumlu kisilerin bulunamamasi...bulunanin eftenpüften olusu vesaire.

~sivas katliami:
1993 senesine damgasini vuran hadise. bizden unutmamiz istenmekte sik sik. neyini unutacaksin? bir sehre, bir festivale gelmis aydinlarin öldürülmeye calisilmasini mi, yoksa dönemin basbakaninin "her sey kontrol altinda, halka zarar gelmiyor" demesinimi...
galeyana gelen gruplarin cami cikislarinda madimak öteli önünde toplasip koca otelin yanislarini zafer cigliklariyla izlemeleri saniyorum ki türkiye'ni linc oyunundaki en ilginc basarilarindandir. kac ülkenin bir mayisina ordu dahi müdahale edebilirken, bir otelin yanmasina öööyle bakilmistir...bilemiyorum.

~mersin bayrak hadisesi sonrasi sürekli gerceklesen ufak tefek organizasyonlar:
2005 yilindan bu yana mütemadiyen ahmet kaya tisörtü giyen, kürtce konusan, "bölücü" oldugu iddia edilen, mecliste temsil edilen bir partinin üyesi olan, solcu olan, kürtlerle muhatab olan, onlari vatan haini saymayan insanlarin maruz kaldigi linc girisimleri...

göz önünde olanlara tehdit mektuplari, hrant dink suikasti, tam manada ya da hic aydinlanmamis bir cok cinayet(ugur mumcu'sundan abdi ipekci'sine), sindirme politikasi...bunlar da oyunun yan kollari.

bence böyle bakinca linc oyununda en az ruanda kadar basariliyiz...en az o kadar günah var sirtimizda.

marx i yeniden kesfetmek

0 benim de söyleyeceklerim var

fukuyama olup da "marx öldü" diye ortalara dökülecek insan sayisi kaca düstü, bilemiyorum(fukuyama bile caymisti onu demekten); ama bugünü, dünü ve yarini anlayabilmek icin marx'i okumanin, kapital'i incelemenin gerekliliginde hemfikir olan almanya üniversiteli solcu birlikleri "marx neu endecken" kampanyasiyla kapital'i topluca okuma gruplari olusturdular.
böylelikle okuduklarimizi tartisabiliyor, takildigimiz yerlerde birbirimize danisabiliyoruz.

marx'a sapka da yakismis hani.

ha bir de, surda krizle ilgili bir yazi var. kapital ücüncü cilde selam olsun:

http://www.lafmacun.org/entry/1081368

black power

0 benim de söyleyeceklerim var

sene 1968 bu yumruklari havada iki adam olimpiyat oyunlarina damgasini vuruyor. 200 metre kosuda rekor kiran Tommie Smith ve ayni yarista 3. olarak bronz madalya alan John Carlos
ödül töreni esnasinda abd' deki irkciligi protesto etmek icin siyah eldivenlerini giyiyor ve yumruklarini havaya kaldiriyorlar.

isbu güc gösterisinden sonra, abd milli takimindan da atiliyorlar.

hayat ne garib vapurlar falan.

imdii gelelim esas mevzuya...68'in 40. yildönümünde bir amerikenyali adam devlet baskani oluyor.
güzel bisiy mi bu? hmpfs.

rice hanim kizimizin ve powell amcamizin renkleri beyazdi da ben mi göremedim?!

bir muami ile, bir tommie ile, bir john ile obama'yi birbirine karistirmayalim. asabiyet katsayim artiyor aga.
 

biracayibkadın Design by Insight © 2009