30 Kasım 2008 Pazar

berlin ayisi

0 benim de söyleyeceklerim var

pipisini cizmisler. te alla'm ya. iyi de niye? yani illa cükü oldugunu belirtmek mi gerekiyordu, ben anlamadim ki.

gördügünüz üzre, tam göbeginin altinda, iki bacaginin arasinda beyaz cizgi kesiliyor ve de ayinin pipisi ordan sallaniyor. gercekci; ama lüzumsuz. ayrica da komik lan! hueuhe berlin ayisinin pipisine bak derler adama.

masal masal matitas

0 benim de söyleyeceklerim var

ben bu masali, herkesin kendini oldugundan baska gördügü bir devler ülkesinden caldim. cok yollar astim, cok ugrastim. kac cüceyle gürestim, kac yilanla bogustum. az kaldi bir sinegin bogazinda kaliyordum, derken hancerimle karnini yardim da ciktim.

günlerden bir gündü, yillardan bir yil. az gittiydim, uzun hatri kalmasindi. öyle de gittim. döndüm arkama baktim, hayli yol katetmisim. sirtimi sivazladim "afferim leyn" dedim; iyi de henüz ufukta bir sey yoktu. onu ne yapacaktim? yoruldum dinlendim, karanlik cöktü uyudum.

kalktigimda bir ülkeydi yamacimda biten. duvarlari ben diyeyim yüz ayak, sen de iki yüz ayak. taslarinin her biri na su haci kalfanin baldirlari kadar genis. neresinden girilir anlamadim. bir dokundum duvarina, elim gecti öte yanina. bismillah diyerek diger elimi de uzattim. ikisini icerde birlestirdim ki kafam kadar bosluk var mi bileyim. baktim ki bosluk fena degil. kafami da soktum iceriye. o da nesi?!

ayna ayna icinde, ayna benim icimde. neyi görsem bin görüyorum. bir tamamen girdim iceriye. aman dedim, yolu kaybetmeyelim. burdan cikis olmaz belki. madem ki burasi masal âlemi.

bir aynanin karsisina gectim, yamuk göründüm. hic sevmedim. elimi uzattim. ayna kirildi. vay anasini. bir aynanin karsisina gectim, kücük göründüm. hic sevmedim ayna yok oldu. birinin yanina geldim. uzun boylu dalyan gibi bir delikanli oldum ciktim. bu halim hosuma gitti...derken tüm aynalar yok oluverdiii...

boslukta kaldim derken, etraf yesillendi. kuslar ötüverdi, insan sesleri duydum. kendimi bir pazarin ortasinda buldum.
yanina yanastim ilk saticinin "ne satarsin sen?" dedim. "ruh satarim" dedi. "alicisi var midir" dedim..."bes paraya hepsi" dedi. „cok oluyor alicisi. en cok da su adam aliyor“ diyerek eliyle yasli; ama ilerleyen yasina ragmen hâlâ yakisikli birine uzatti.

biraz cekindim, yanina yanastim ve el ettim. "ruh alirmissin. peki niye?" dedim. güldü ilkin, "onlarla besleniyorum" dedi. hayda, bir psikopatim eksikti masalda. o da oldu sagolsun. "neden ruh yersin ki?" dedim. "diri kalmak icin" dedi. "ben yesem olur mu?" dedim, "o kadar bozuldun mu?" diye cevap verdi. "ruh nasil satilir?" dedim. güldü, kayboldu.

ne bicim bir yerdeyim ben, diye gezinirken. sonunda elma satan bir kadinin tezgâhina geldim. elmadan cok daha güzeldi kadin. bir tanesini uzatti bana. yer miyim diye. cebimde bes kurus para yok. "nasil ödeyecegim?" dedim. "bir parcani alacagim senden" dedi. heh, organ mafyasi da isin icine girdi derken ben tam..."korkma korkma. vücudundan degil, ruhundan" dedi.

ruh muh dedin mi ben korkarim arkadas. aclik da basima vurmus hanisinden. "neyi alacaksin tam olarak?" dedim. "maceraciligini" dedi. elmayi elime verdiii...

(sonra o ülkeden baska bir yere tek adim atamadim. canim hic istemedi baska yere gitmeyi. )

...


elmayi yedim karnim doydu. miskinlestim, piskinlestim. bir elma daha istesem mi diye düsünürken yesil erik gördüm. yine dünyalar güzeli bir kadindi saticisi. cebimde bes kurus para yok. bir günde bu kadar ruh satmak da kâfi dedim. bir is bulmali...

kadinin yanina yanastim.

-burda is, nerden sorulur?
+is mi ariyorsun?
-evet.
+su adamin yanina git. o ruhlari topluyor. belki sana uygun bir seyi vardir.

kadinin isaret ettigi adami buldum. yamacina yanastim:


-is ariyorum ben. sende varmis dediler.
+neden ariyorsun is?
-az önce maceraciligimi sattim. demek ki artik yerlesik olacagim. yerlesik adama da is lazim.
+ruhunu satsana tamamen? henüz cok seyin eksilmemis. iyi para edersin.
-yok ruhumu satiliga cikarmayacagim. sen de hele bakalim. is var mi?
+cetin cevizsin. insanlari ikna edebilir misin?
-edemezsem hancerimi kullanirim.
+yok. ölülerle isimiz yok. diriler lâzim bize.
-hitabetim iyidir. öyle derler. bir sözlükte yazarim. yazardim. baska masal âleminde kaldi o.
+hmm, güzel. tecrübelisin yani. gel hele su yana. su sen gibi o tezgâh senin bu tezgâh benim gezinenleri görüyor musun? isin, onlari ruhlarini bana satmaya ikna etmek olacak. ne kadar aza mâl edersen o kadar yücelirsin gözümde. o zaman, ruhunu daha da eksiltmeden yanimda kalirsin. kalacak yerin de hazir hem.

**
is isti benim icin. baska cikis da yok gibiydi bu bilmedigim yerde.

ondan sonra he gün, yeni düsenlerin, ruhlari az gedikli insanlarin sarrafi oldum. herkesten önce akbaba gibi üstlerine atladim. ruhlarini cok düsük fiyatlara satin aldim...


karnim doyuyordu, sirtim pekti. maceraciligim haric tek seyim eksilmemisti. öyle saniyordum, öyle biliyordum. her gün ne istiyorsam yiyor, ne istiyorsam iciyordum. istedigimi giyebiliyordum.
pazarda yasli adami görüyordum. ona özenmiyor da degildim hani. geliyor, bir cok ruh aliyor. parasinin kiymetini biliyordu. az para edenlerden cok para edenleri yaptigini söylüyoirlardi. ondaki gücler, ruhlari birlestirip istedigi gibi olmayi sagliyordu.

gizemliydi. her gizemli sey gibi de ilgi cekiciydi. korkuyordum bu adamdan biraz da. ne zaman karsilassam bir elim hancerime gidiyordu usuldan. cinoglu cin bir sey oldugu belliydi. aklimdan gecenleri anlar gibi hinzirca gülüyordu ve bir sey demeden kaybolup gidiyordu.

rutin islerimi yaparken bir gün, geldigim yönden yaklasan bir genc kadin gördüm. alimsiz, celimsiz bir seydi. "bundan ruh mu alinir" diye düsünürken ben, yanima yanasti ve gözlerini gördüm. aman allah. isil isil parliyordu gözleri. kestane rengiydi. taze kestane gibiydi üstelik de. ince bileklerini havaya kaldirarak sordu bana:

-burasi neresi?
+bir garip masal alemi
-ne isimiz var burda?

durdum...ne isimiz vardi burda? hatirlamiyordum. gitmeyeli, gidemeyeli cok olmustu.

+ben calisiyorum burda.
-ne is islersin?
+ruh alirim.

gözlerindeki korkuyu gördüm.

-zorla mi?
+yok. rizayla. zorla ruh alinmiyor.
-neden veriyorlar insanlar ruhlarini?
+doymak icin.
-sen sattin mi?
+bir parca.
-sen bir parca mi diyorsun buna?

sinirleniyordum...

+ne demek istiyorsun?
-insanlarin ruhlarini satin aliyor, onlarla pazarlik yapiyorsun ve ruhunu sadece bir parca sattigini söylüyorsun.

vay anasini. sadece maceraciliktan gecmistim ben. tüm ruhumu teslim etmemistim kimseye. yalan söylüyordu bu yabanci kadin.

+uzun etme, verir misin?
-hayir!

tam disimin karariydi. hayir diyenler hep iyi para ederdi. üstelemenin vaktiydi. kimler icin ne diller dökmüstüm, simdi bu kadinin sadece taze kestane rengi gözlerinden isil isil parlayan ruhu icin bile bir sürü sey yapabilirdim.

yanimdan uzaklasmaya basladi. pazardan cikti, meydani gecti. yesillere dogru gitti. pesinden gittim ben de. yesilliklere hic gitmemistim. ne isim olurdu ki? her sey pazarda ve de meydandaydi. ot bok hastasi olsaydim baska yere giderdim...unutmustum...maceraci ruhumu satali epey olmustu...

kadinin ruhu dipdiriydi, eti gibi tazeydi her sey. celimsiz durusunun altinda hizli adimlarla yürüyen biri vardi. o az degil hep uz gitti. ben de pesinden...

söylediklerimi dinlemedi bile. acligina yenilmedi. yol kenarinda buldugu bögürtlenleri yedi, otlarin diplerini söktü elleriyle. o ince bilekleri kirilacak sandim. alninda ter tomurcuklari biriktikce ben üsteledim. o ses etmedi. agzini acsa, ruhu ucacakti sanki. ben bile öyle sanmistim.

bana teslim olmadi...

ben de ona teslim olmadim...
gece oluyordu, evime ve yatagima döndüm. onu biraktim yukarda.

...


aklimda o vardi uykuya yatmadan evvel. Söyledikleri beynimde dönüp duruyordu. Cidden, ruhumun tamamini birilerine, bir seylere mi teslim etmistim yoksa? Is diye yaptigim bu sey, insanlarin zayifliklarindan yararlanip onlari daha beter belalara sürüklemekten baska neydi? Ruhunu satanlar ayakli birer ölü gibi geziniyorlardi ortada. Ne yaptiklarindan, ne tattiklarinda zevk aliyorlardi. Sadece hayatlarini idame ettirmekle yetiniyorlardi.

Alinan ruhlar, birilerini besliyordu. Birilerinin yanaklarindan kan damlar, icinden sevinc akarken; birileri bos gözlerle kelebekleri, kuslari ve bulutlari izliyordu.


Ben de bu ise aracilik yapiyordum. Beynimden vurulmustum resmen.


Ertesi gün kendimi yine o yerlere vurdum. Maceracilik yoktu artik serde; ama kendimi baska seylerle kandirdim. Kadini biraktigim yerin az ilerisinde bir kuytuda silüetini gördüm:


-napiyorsun burda?

+bir seyler yakalamaya calisiyorum.

-neden?

+burdan kurtulana kadar bir seyler yiyerek hayatta kalmam lâzim

-burdan cikman imkansiz. Cikan kimse yok ki.

+hepsi ruhunu satmis da ondan. Ben satmadim daha.

-ama sen de satacaksin.

+nerden biliyorsun?

-hepsi satti da ondan. Sen de onlardan cok farkli degilsin.

+defol basimdan

-sinirlenme hemen.


(bitirmiycem bunu...sacma zaten.)

19 Kasım 2008 Çarşamba

canim sıkılıyor madem neden cizgi roman yapmayayim?!

1 benim de söyleyeceklerim var
evet basliyoruz:
piyer, kisa süredir sevdicegi olan linda`yi beklemektedir...



sanzelize aslinda kurbagali bi nehirdir. piyer hatunun nerde kaldigini düsünmekle mesguldür...


mutaasip bir ailenin kizi olan linda sonunda gelir...


gelir gelmez ilk dikkat ettigi seyse piyer'in ona almis oldugu cicekler degil, sanzelize'nin paso renk ve isim degistirmesi degil...piyer'in elerinin mavi olmasidir. manyak kari! piyer hakli olarak sinirlenir...


kavga ederler...



piyer'in akortlari atmistir. sayar ve söver...

..ve sanselize'de baslayan ask hikayesi yine bu boklu derede sona erer...

The End...

16 Kasım 2008 Pazar

firtina

0 benim de söyleyeceklerim var

kaloriferin odayi sicacik yaptigi, insanin kedisi olmayisina hayiflandigi, ezginin günlügü'nden "bekle beni" sarkisinin caldigi bir pazar aksaminda dallarin catirtilari ve rüzgârin ugultusuyla kapiya dayandi yine. karanlikta sokak isiklari pek güzel de, dallar oldum olasi beni korkutuyor.

cake club 2

0 benim de söyleyeceklerim var
söylemistim degil mi, paso arkadaslari görüyorum burda diye. heh, iste dün aksam...saat bir gibi bu sefer kisi basi birer lirayi bayilmadan önce, daha kapidan basladi tanidiklara rastlasma fasli.
kreuztanbul festivali cercevesindeki mercan dede ve ayyuka konserlerinde tanistigim pinar osnabrück'ten gelir gelmez solugu almisti cake'de. biz kapida yedi kisiyiz. neyse kapi araligi biraz sohbet muhabbet. derken iceriye girdik. oo ferat beyler de buradaymis. zaten iceriye yedi kisiyle girince bir anda bir curcuna. yer bulma telasi. hoop arkasindan baris'la da karsilastik. cemil'de bu civarda. söyle bir görüntüden tanidiklarimiza da selami caktik mi? aferin...

hayatimda ilk defa böyle güzel kivirabilen alman gördüm. helal olsun. karsilikli kivirdik.
dj, eger annem dogru hatirliyorsa, anadolu atesi'nde gösteri yapan biri. homoseksüel oldugu kanisindayiz. bilemiyorum ben artik. yine anneme dayanarak söylüyorum, cok sempatik bir adammis. ben onu bunu bilmem de, öyle kiviran erkek de görmedim abi. mükemmel. helal olsun. adamin poposu iki dakka mi sallanmadan duramaz ya.
costuk, evet.

vodka redbull'lar, rakilar, saraplar ve tekilalar arka arkaya devrildikce gömlekler daha bir islandi. terden sirilsiklam olduk.
vücudumda titretmedigim bir yer kaldi mi, bilmiyorum...

arkadaslarla eglenmek baska bir dünya abi...

yalniz, ispanya'dan sonra ilk defa bu kadar sarhos oldum ve biraz delilik yaptim ehehe...
olsun, yine de...

farkettim de yalniz... arkadaslarim olmasa, keyk osbir olsa cekilmez hocu.

15 Kasım 2008 Cumartesi

dondurmali kazandibinin sevgiye izdüsümü

0 benim de söyleyeceklerim var

bir gün iste, günlerden o gün. hani elimi tuttugun ve öptügüm seni. kokorecten tika basa yedigin, benim sana güldügüm o gün yine. hava bu sefer sicak. montumun fermuarini cekmek zorunda degilsin ve ben michelin adamina benzemiyorum onsuz.
o gün iste, evvela bir bardak elma cayi galata'da. sonra iki bira cila niyetine. ben diyorum ki "bira hamalliktir" sen dalga geciyorsun "seni bunca yildir tasimak yüregimde...o da hamallik; ama yapiyorum iste".

mozik diyorum sana. mozik ne, bir sen anlarsin benim etrafimda. "sana yeni lâkâp bulmama gerek yok. aksam corbam diyorum, yetiyor. seni sevdigim de orda gizli, benim oldugunda." duygulaniyorum da, bozuntuya vermiyorum..."hadi yine yirttin lamba cini diyorum..."üc dilek hakkin var" diye veriyorsun cevabimi.

dilek haklarimi sakli tutuyorum ben...

mektuplardan bahsediyoruz. ben sana dair her seyi bir önceki savasimizda yok etmis olmanin üzüntüsünü yasiyorum. kendimi kötü kralar gibi hissediyorum. hani, bir medeniyeti yok ettikten sonra üstüne kendilerininkini kuranlar var ya, onlar gibi.

seni en cok neden seviyorum biliyor musun? "sen sunu seviyorsun" diyorsun ya...ondan.

hani kahvalti yaparken biz "sana sevdigin gibi sosis kizarttim" demistin ya. dünyalar benim olmustu. en cok hangi cerezi severdim, hatirlar misin? "hayatim, evde marul var miydi?"
ehehe...konu ben olunca yemekten gidiyoruz sürekli; ama sen de seversin yemegi.

devam edeyim mi?

hani kuzenlerde ictigimiz gündü, hatirladin mi...midem agriyor diye icmemistim... sen basta biraz zorlamistin "icince cok güzel oluyorsun" diye. kizmistim. kuzen de yanimda olunca susmustun...
benim yerime de icince, hepten cakirkeyif olup kuzene "bu ruju sürmesine bayiliyorum" demistin...o güne kadar o ruju belki de her gün sürdüm de, bir kere olsun ayik kafaya "ne güzelmis bu" dememistin...
ben, biraz da utanarak elinden rujumu cekince sen karambolde elimi yakalayip gözlerimin icine baktin...elimi öptün ilkin, sıkıca tuttun, birakmadin...siir okudun durdun. gözümü kacirayim dedim, olmadi. utandim acikcasi. her neyse...
sarhos oldugum kereler hep tuvalete götürdügünü hatirlarim yine utanarak. elimi yüzümü yikadigini "ciksana" dedigim hâlde cikmadigini...iste bu yüzden bir de.

bitmedi ama...
bir keresinde eline okudugun kitabi alip, yanima gelmistin de "bunu bana okusana" demistin...okumus, okumustum da "sesini ne seviyorum" deyivermistin...
bunu da koy kenara...

***

ne cok sey yapmisiz seninle biz...iste o gün, iste bugün...araya bir sürü aci ve yanlis karar sıkıstırmısız...araya bir sürü kacis, bir sürü kovalamaca...
araya bir sürü sorun, bir sürü cözüm, bir sürü dügüm, bir sürü...sürü...

acilari unuttum ben...zaman gerekiyormus ama. affetmek zor ismis.
sus...hic konusmayalim bunlari bence, ne lüzumu var ki?

simdi bahar gelecek bak, sabahi serin olur. aksami gec...

simdi sen ve ben...bizken ve biz degilken henüz. iste o citkirildim buz iken...
gel...
yesil kazagin, mavi gömlegin ve siyah kadife pantolonunla eminönü'nden aldigimiz...

-kazandibi de yer miyiz?
+hem de dondurmali yeriz, sen iste yeter ki...

***
sana anlatmadigim sirlarim var. senden korkumdan sakliyorum hepsini kendime...
ama elimi tut,
olmaz mi?
saril bana bu koca boslukta. kalbinin üstünde elim...duyayim ki benimle atiyor iste "pıt pıt pıt"
yaralarina dokunayim...kanatmadan.
yaralarima dokun...acitmadan.

***
dondurmali kazandibini yerken...kasiga yansiyor yüzün...gülüsüne gülüyorum, sevisine seviniyorum...en az hayatta olusuna sevindigim kadar.

+seni seviyorum, valla bak.
-eheh evlenelim, cocuklarimiz olsun. torunlarimiz olsun hatta. (bak ölmüyoruz)
...
+yildizli atlasta basimi tasa koyuyorum ben burda. senmissin gibi say. buralarda hep sen...
...
-bugün ayin kaci? gelisime kac gün kaldi? beni gelip bulacak misin?
...
-ben senden önce ölmek isterim
+simdilik ölmeyecegim de...sonra sira benim
...

-ellerim terliyken de sever misin beni?
+ellerin terliyken de severim seni
...
-"bir benim ol,hep benim ol,bir de öyle kal"
+"al götür bu ömür böyle tükensin
sana bin can feda seven ne yapmaz"
...

+iyi ki varsin...
-iyi ki variz...

12 Kasım 2008 Çarşamba

papatya

0 benim de söyleyeceklerim var

sacak köklü bir bitkidir papatya. kökünden sökmeye kalktiginizda topragiyla birlikte gelir.
siz ondan güclüsünüz ya, ondan ötürü topragini da alir götürürsünüz...ama o köklerine sarinmis topragini pesi sira götürür.

"harika kokuyorlar" diyemez kimse onlar icin..."ama burda yetismiyorlar ki!" denemez... bahar geldi mi, ufacik bir cimenlikte bile alti eflatuna calan beyaz tac yapraklariyla beyaz örtü gibi sarar ertafi.

köklerinden degil de dalindan kopardiginizda dahi en uzun solmadan yasiyan ciceklerden biridir ayrica.

ögretmenimize, annemize, sevdigimizin sacina, becerebiliyorsak tacini en samimi arkadasimiza hediye ettigimiz, en cok kahrimizi ceken cicek bir de...

"yedi kat yerin altından örgütlenip
takılıverdim saçının arasına"

o yüzden bu hakli söylemi...

bildungsstreik

0 benim de söyleyeceklerim var

egitim grevi diye cevirince sanki böyle bir havasi kaciyor kardesim...

toplamda 15 bin insanin(tabii ki cogu ögrenci) katilimiyla gerceklesti berlin'de. duydugum kadariyla en yüksek katilim da berlin'de olmus. sinavi olan, okulu olan, dersi olan ögrenciler ellerinde pankartlariyla yürüyüse gelmisler...

burdayiz, sesliyiz, cünkü egitim hakkimiz elimizden aliniyor diye bagirmislar...
egitimde firsat esitligi demisler...
parasiz egitim sloganini atmislar...

eh, biz de yerimizi almisiz yanlarinda.
tisisisi.

11 Kasım 2008 Salı

mirchi

0 benim de söyleyeceklerim var
yine oranienstraße'deyiz. zati bu caddede ömrünüzü gecirebilirsiniz. neyi var ki? bakkali burda, cakkali burda, firini burda, konser bileti satis noktasi burda, giyim kusam maazasi burda, züccaciyesi burda, cicekcisi burda, kafeden bardan gecilmez, sabahin köründe iskembecisi burda, pek ünlü homoseksüel bari so36 burda. daha ne olsun hea? ne olsun?!

mirchi hem uygun hem de güzel bir singapur restoranidir(bence ortaklarindan biri türk; ama neyse). yaz kis acik bahcesi vardir ve yemekleri lezizdir. kokteyl bar amrit'in hemen yaninda olmasi hasebiyle bir de ucuzluk var kokteyllerde. sex on the beach'i 4 avroya icebiliyorsunuz. tabii ki bar 39 dakinin eline su dökemez, o ayri. burada icecekseniz watermelonman'i tavsiye ediyorum. hic degilse barmen ayari kaciramiyor.

mango chicken'inin hastasiyim. ördegi de güzel. corbalari da enfes. ne yediysem begendim ben.

bu mekanin tuvaletleri de cok orijinaldir. bayan ve erkek tuvaletlerinden ciktiktan sonra orta mekanda elinizi yikadiginiz lavabolarla karsilasilirsiniz. cesmeler bi garib acilir, sular bi garib akar. ama mükemmel bir afmosferdir. hem tuvalete giderken mutfagin yanindan geciyorsunuz ehe. icerde ne olup bitiyor, izleyebiliyor insan.

fotograflar icin harika bir slayt var burda. hem tuvaleti de görebiliyorsunuz.
fotolar

cake club

0 benim de söyleyeceklerim var

oranienstraße'nin incilerinden. iceriye girdigimde istisnasiz tanidik birileri cikiyor. yok abi, uzun süredir falan da yasamiyorum ki berlin'de; lakin iste derler ya bok boku kenefte bulur. eh, müsadenizle...

haftasonu girisi iki avro. amma bizde öyle cengaverler var ki, 7 kisi giriyoruz tek kurus para ödemiyoruz. icerde bizim grubun erkekleri fazla fazla vodka redbull götürüyorlar; sanirim o yüzden göz yumuluyor. hea, bir de sahibinin eski dev-yolcu olmasinin da bunda illa ki payi vardir. sohbeti koyunca "bundan sonra size beles" dedi. eyvalla haci dedik biz de. ne edelim...

bu aralar havalar sogudu. öyle ha deyince cikilmiyor disariya. lakin cake'ligimiz kabarmadi degil. kisfmet artik cagdas'in dogum günüsüne.

Schlesiche Straße'de bir tane de cake bar bulunmakta. (ayni caddeyi takip et sonuna kadar sonra sola dön yürü)
orasi da bunlara ait. yalniz o mekan daha genis böyle. daha cok chill out mevzuu. hani ayni bar 39 gibi.

cake bar ise göt göte dans edeyim diyenlerin mekani. kimsenin kimseyi rahatsiz etmemesi ve kücücük dans pistinde hep birlikte dans edebilme imkani cezbedici.

üstelik "islak islak" calmadan da geceyi bitirmiyor imansizlar.
 

biracayibkadın Design by Insight © 2009