23 Aralık 2008 Salı
benim de deviantart hesabim vaar, ben de insaniiiim
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 14:53 0 benim de söyleyeceklerim varfotograf
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 14:41 0 benim de söyleyeceklerim vartutku...öyle böyle degil bir tutku bendeki. snapshot'lardan tut da bebek portrelerine kadar...
picasa 3 ile biraz da oynama yapabiliyorum resimler üstünde...ammavelakin sanki daha profesyonel bir seyler lazim. söyle eni konu nikon d60'imin cektigi güzel ota, boka ve insanlara yönelik güzel oynamalar gerekiyor...
yakinda ciplak insanlar cekecegim; ama tam konsepte karar veremedim...
yeni-eski gibi düsünüyorum. anali kizli cekilebilir mesela...
"ciplaaak heykeller yapmaliyim...
cirilciplak heykelleeerrr"
3 Aralık 2008 Çarşamba
niyazi örtmen
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 23:49 0 benim de söyleyeceklerim var
yesil gözleri var. kumral bir cocuk. ne cocugu be, esek kadar. gecelerimin kurtaricisiydi bi vakit...simdilerde sesini duymak da zor, iki kelâmini almak da. yalniz iste anlayis göstermem gerenkiyor, niyeyse :) sankim zorum var alla alla!
bu herifle ilgili süper planlarim var ama! daha bir pastane acacagiz. parasini sevgililerine süprüzler hazrlamak yerine bankaya yatirmasini tavsiye ediyorum. ipne, sen para biriktirmezsen o pastane nasil acilcak hea?!
acikcasi gururlandigim bir sey varsa, o da bu beyimizin istisnasiz her sevdicegine beni anlatmasi. aferin! böyle ol.
daha bir kere bile kanli canli görmedigim biridir. siyasi mevzulari göz ardi edersek ruh ikizim. ücüzüm de olabilir. besiz?
cok sekerin ici bi insansin $ebo!
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 23:24 1 benim de söyleyeceklerim var
hueuhehuehueuhe! gicigim evet.
bu hatunu tanidigim gün uzun bir etek giymisti, her entel solumsucu gibi. koca koca gözleri vardi, apak disleri. ilkin bunlar cekti ilgimi.
"anlamsiz ben" dedi yanimdaki nevzat abi'ye. "bu kim lan" diyesi oldum...megerse ayni mekanda kalem ciziktirdigimiz varmis. okumuslugum dahi yok o güne kadar. o derece bihaberim kendisinden.
"haci klan cok laga luga yeaa" diyerekten nevzat abim ile kolundan tuttuk bunu, kafamizi dinleyecegimiz bir mekana geldik. burda yapilacak ilk sey güzelce limonata icmek ve de biraz daha tanimakti birbirimizi. o hic degilse adimi biliyordu, ben biraz utandim. cok degil ama; sonra gecti iste.
birlikte limonata ictik. sonra bu bizimle dönmedi geri klan'a. mevsim yazdi ve günler uzundu, yine de evine basip gitti. hakkidir. üstelemedim de tanimiyorum cok diye; ama sempatik bulmadim degil. edebiyatin da matematikten farki yok haci. iki olumsuz bir olumlu ediyor iste. yaklasik olarak ama. naaber?!
iste sonra baska bi zaman geldi, bu hanim kizimizi sonbaharda yine gördüm, orda daha bi kaynastik...niye lan? orayi hatirlamiyorum diyecektim ki taaam...kendisiyle yolda karsilastik, yine ben ve nevzat abi. yemek yedik, bana datlu sözü vardi...tutamadi, olsun. baya bi güldük eglendik, yine güzel gözlerine yandim "lan benim niye kirpiklerim az ühü ühü" diye sayikladim ve de ertesi gün görüsmek üzere kendisini evine yolladim...
etresi gün yalan oldu. kisfmet derler bizde.
neyse iste eman. uzatmayayim cok...
bu hatun garib biri lan. bizim orda ganfet derler böylelerine. saklarsin en güzel güne. yaninda dursun diye...
az bir vakti kalmis, kendi evine gececek. aksamlari bir anne, bir baba olmayacak evde. kardesler yok. oh mis mi? belki. illâ ki daha az okula gidecek ahah! biliyorum, kendimden. aksamlari biraz daha gec eve gelecek. "evde beklerler ya" demeyecek.
yine de akilli uslu olacak ama. mahlasina inat koskoca anlamlar tasiyacak icinde. devam edecek okumaya, yazmaya...gün gelecek, basimiz belaya girerse "yetis lan imdadima" diyecegim kendisine. aslinda sülalemizde avukat da yok degil...
neyse, zaten lafmacun ibnelik yapmazsa doktoruuz da, avukatimiz da, discimiz de bol masallah.
yatirim yapiyoruz simdiden anadin mi...
bu da böyle bir sevdigim insana vicik vicik yazdigim bilogumdur.
30 Kasım 2008 Pazar
berlin ayisi
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 21:36 0 benim de söyleyeceklerim var
pipisini cizmisler. te alla'm ya. iyi de niye? yani illa cükü oldugunu belirtmek mi gerekiyordu, ben anlamadim ki.
gördügünüz üzre, tam göbeginin altinda, iki bacaginin arasinda beyaz cizgi kesiliyor ve de ayinin pipisi ordan sallaniyor. gercekci; ama lüzumsuz. ayrica da komik lan! hueuhe berlin ayisinin pipisine bak derler adama.
masal masal matitas
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 21:34 0 benim de söyleyeceklerim var
ben bu masali, herkesin kendini oldugundan baska gördügü bir devler ülkesinden caldim. cok yollar astim, cok ugrastim. kac cüceyle gürestim, kac yilanla bogustum. az kaldi bir sinegin bogazinda kaliyordum, derken hancerimle karnini yardim da ciktim.
günlerden bir gündü, yillardan bir yil. az gittiydim, uzun hatri kalmasindi. öyle de gittim. döndüm arkama baktim, hayli yol katetmisim. sirtimi sivazladim "afferim leyn" dedim; iyi de henüz ufukta bir sey yoktu. onu ne yapacaktim? yoruldum dinlendim, karanlik cöktü uyudum.
kalktigimda bir ülkeydi yamacimda biten. duvarlari ben diyeyim yüz ayak, sen de iki yüz ayak. taslarinin her biri na su haci kalfanin baldirlari kadar genis. neresinden girilir anlamadim. bir dokundum duvarina, elim gecti öte yanina. bismillah diyerek diger elimi de uzattim. ikisini icerde birlestirdim ki kafam kadar bosluk var mi bileyim. baktim ki bosluk fena degil. kafami da soktum iceriye. o da nesi?!
ayna ayna icinde, ayna benim icimde. neyi görsem bin görüyorum. bir tamamen girdim iceriye. aman dedim, yolu kaybetmeyelim. burdan cikis olmaz belki. madem ki burasi masal âlemi.
bir aynanin karsisina gectim, yamuk göründüm. hic sevmedim. elimi uzattim. ayna kirildi. vay anasini. bir aynanin karsisina gectim, kücük göründüm. hic sevmedim ayna yok oldu. birinin yanina geldim. uzun boylu dalyan gibi bir delikanli oldum ciktim. bu halim hosuma gitti...derken tüm aynalar yok oluverdiii...
boslukta kaldim derken, etraf yesillendi. kuslar ötüverdi, insan sesleri duydum. kendimi bir pazarin ortasinda buldum.
yanina yanastim ilk saticinin "ne satarsin sen?" dedim. "ruh satarim" dedi. "alicisi var midir" dedim..."bes paraya hepsi" dedi. „cok oluyor alicisi. en cok da su adam aliyor“ diyerek eliyle yasli; ama ilerleyen yasina ragmen hâlâ yakisikli birine uzatti.
biraz cekindim, yanina yanastim ve el ettim. "ruh alirmissin. peki niye?" dedim. güldü ilkin, "onlarla besleniyorum" dedi. hayda, bir psikopatim eksikti masalda. o da oldu sagolsun. "neden ruh yersin ki?" dedim. "diri kalmak icin" dedi. "ben yesem olur mu?" dedim, "o kadar bozuldun mu?" diye cevap verdi. "ruh nasil satilir?" dedim. güldü, kayboldu.
ne bicim bir yerdeyim ben, diye gezinirken. sonunda elma satan bir kadinin tezgâhina geldim. elmadan cok daha güzeldi kadin. bir tanesini uzatti bana. yer miyim diye. cebimde bes kurus para yok. "nasil ödeyecegim?" dedim. "bir parcani alacagim senden" dedi. heh, organ mafyasi da isin icine girdi derken ben tam..."korkma korkma. vücudundan degil, ruhundan" dedi.
ruh muh dedin mi ben korkarim arkadas. aclik da basima vurmus hanisinden. "neyi alacaksin tam olarak?" dedim. "maceraciligini" dedi. elmayi elime verdiii...
(sonra o ülkeden baska bir yere tek adim atamadim. canim hic istemedi baska yere gitmeyi. )
...
elmayi yedim karnim doydu. miskinlestim, piskinlestim. bir elma daha istesem mi diye düsünürken yesil erik gördüm. yine dünyalar güzeli bir kadindi saticisi. cebimde bes kurus para yok. bir günde bu kadar ruh satmak da kâfi dedim. bir is bulmali...
kadinin yanina yanastim.
-burda is, nerden sorulur?
+is mi ariyorsun?
-evet.
+su adamin yanina git. o ruhlari topluyor. belki sana uygun bir seyi vardir.
kadinin isaret ettigi adami buldum. yamacina yanastim:
-is ariyorum ben. sende varmis dediler.
+neden ariyorsun is?
-az önce maceraciligimi sattim. demek ki artik yerlesik olacagim. yerlesik adama da is lazim.
+ruhunu satsana tamamen? henüz cok seyin eksilmemis. iyi para edersin.
-yok ruhumu satiliga cikarmayacagim. sen de hele bakalim. is var mi?
+cetin cevizsin. insanlari ikna edebilir misin?
-edemezsem hancerimi kullanirim.
+yok. ölülerle isimiz yok. diriler lâzim bize.
-hitabetim iyidir. öyle derler. bir sözlükte yazarim. yazardim. baska masal âleminde kaldi o.
+hmm, güzel. tecrübelisin yani. gel hele su yana. su sen gibi o tezgâh senin bu tezgâh benim gezinenleri görüyor musun? isin, onlari ruhlarini bana satmaya ikna etmek olacak. ne kadar aza mâl edersen o kadar yücelirsin gözümde. o zaman, ruhunu daha da eksiltmeden yanimda kalirsin. kalacak yerin de hazir hem.
**
is isti benim icin. baska cikis da yok gibiydi bu bilmedigim yerde.
ondan sonra he gün, yeni düsenlerin, ruhlari az gedikli insanlarin sarrafi oldum. herkesten önce akbaba gibi üstlerine atladim. ruhlarini cok düsük fiyatlara satin aldim...
karnim doyuyordu, sirtim pekti. maceraciligim haric tek seyim eksilmemisti. öyle saniyordum, öyle biliyordum. her gün ne istiyorsam yiyor, ne istiyorsam iciyordum. istedigimi giyebiliyordum.
pazarda yasli adami görüyordum. ona özenmiyor da degildim hani. geliyor, bir cok ruh aliyor. parasinin kiymetini biliyordu. az para edenlerden cok para edenleri yaptigini söylüyoirlardi. ondaki gücler, ruhlari birlestirip istedigi gibi olmayi sagliyordu.
gizemliydi. her gizemli sey gibi de ilgi cekiciydi. korkuyordum bu adamdan biraz da. ne zaman karsilassam bir elim hancerime gidiyordu usuldan. cinoglu cin bir sey oldugu belliydi. aklimdan gecenleri anlar gibi hinzirca gülüyordu ve bir sey demeden kaybolup gidiyordu.
rutin islerimi yaparken bir gün, geldigim yönden yaklasan bir genc kadin gördüm. alimsiz, celimsiz bir seydi. "bundan ruh mu alinir" diye düsünürken ben, yanima yanasti ve gözlerini gördüm. aman allah. isil isil parliyordu gözleri. kestane rengiydi. taze kestane gibiydi üstelik de. ince bileklerini havaya kaldirarak sordu bana:
-burasi neresi?
+bir garip masal alemi
-ne isimiz var burda?
durdum...ne isimiz vardi burda? hatirlamiyordum. gitmeyeli, gidemeyeli cok olmustu.
+ben calisiyorum burda.
-ne is islersin?
+ruh alirim.
gözlerindeki korkuyu gördüm.
-zorla mi?
+yok. rizayla. zorla ruh alinmiyor.
-neden veriyorlar insanlar ruhlarini?
+doymak icin.
-sen sattin mi?
+bir parca.
-sen bir parca mi diyorsun buna?
sinirleniyordum...
+ne demek istiyorsun?
-insanlarin ruhlarini satin aliyor, onlarla pazarlik yapiyorsun ve ruhunu sadece bir parca sattigini söylüyorsun.
vay anasini. sadece maceraciliktan gecmistim ben. tüm ruhumu teslim etmemistim kimseye. yalan söylüyordu bu yabanci kadin.
+uzun etme, verir misin?
-hayir!
tam disimin karariydi. hayir diyenler hep iyi para ederdi. üstelemenin vaktiydi. kimler icin ne diller dökmüstüm, simdi bu kadinin sadece taze kestane rengi gözlerinden isil isil parlayan ruhu icin bile bir sürü sey yapabilirdim.
yanimdan uzaklasmaya basladi. pazardan cikti, meydani gecti. yesillere dogru gitti. pesinden gittim ben de. yesilliklere hic gitmemistim. ne isim olurdu ki? her sey pazarda ve de meydandaydi. ot bok hastasi olsaydim baska yere giderdim...unutmustum...maceraci ruhumu satali epey olmustu...
kadinin ruhu dipdiriydi, eti gibi tazeydi her sey. celimsiz durusunun altinda hizli adimlarla yürüyen biri vardi. o az degil hep uz gitti. ben de pesinden...
söylediklerimi dinlemedi bile. acligina yenilmedi. yol kenarinda buldugu bögürtlenleri yedi, otlarin diplerini söktü elleriyle. o ince bilekleri kirilacak sandim. alninda ter tomurcuklari biriktikce ben üsteledim. o ses etmedi. agzini acsa, ruhu ucacakti sanki. ben bile öyle sanmistim.
bana teslim olmadi...
ben de ona teslim olmadim...
gece oluyordu, evime ve yatagima döndüm. onu biraktim yukarda.
...
aklimda o vardi uykuya yatmadan evvel. Söyledikleri beynimde dönüp duruyordu. Cidden, ruhumun tamamini birilerine, bir seylere mi teslim etmistim yoksa? Is diye yaptigim bu sey, insanlarin zayifliklarindan yararlanip onlari daha beter belalara sürüklemekten baska neydi? Ruhunu satanlar ayakli birer ölü gibi geziniyorlardi ortada. Ne yaptiklarindan, ne tattiklarinda zevk aliyorlardi. Sadece hayatlarini idame ettirmekle yetiniyorlardi.
Alinan ruhlar, birilerini besliyordu. Birilerinin yanaklarindan kan damlar, icinden sevinc akarken; birileri bos gözlerle kelebekleri, kuslari ve bulutlari izliyordu.
Ben de bu ise aracilik yapiyordum. Beynimden vurulmustum resmen.
Ertesi gün kendimi yine o yerlere vurdum. Maceracilik yoktu artik serde; ama kendimi baska seylerle kandirdim. Kadini biraktigim yerin az ilerisinde bir kuytuda silüetini gördüm:
-napiyorsun burda?
+bir seyler yakalamaya calisiyorum.
-neden?
+burdan kurtulana kadar bir seyler yiyerek hayatta kalmam lâzim
-burdan cikman imkansiz. Cikan kimse yok ki.
+hepsi ruhunu satmis da ondan. Ben satmadim daha.
-ama sen de satacaksin.
+nerden biliyorsun?
-hepsi satti da ondan. Sen de onlardan cok farkli degilsin.
+defol basimdan
-sinirlenme hemen.
(bitirmiycem bunu...sacma zaten.)
19 Kasım 2008 Çarşamba
canim sıkılıyor madem neden cizgi roman yapmayayim?!
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 00:21 1 benim de söyleyeceklerim varpiyer, kisa süredir sevdicegi olan linda`yi beklemektedir...
sanzelize aslinda kurbagali bi nehirdir. piyer hatunun nerde kaldigini düsünmekle mesguldür...
gelir gelmez ilk dikkat ettigi seyse piyer'in ona almis oldugu cicekler degil, sanzelize'nin paso renk ve isim degistirmesi degil...piyer'in elerinin mavi olmasidir. manyak kari! piyer hakli olarak sinirlenir...
kavga ederler...
piyer'in akortlari atmistir. sayar ve söver...
The End...
16 Kasım 2008 Pazar
firtina
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 17:37 0 benim de söyleyeceklerim varcake club 2
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 17:01 0 benim de söyleyeceklerim varkreuztanbul festivali cercevesindeki mercan dede ve ayyuka konserlerinde tanistigim pinar osnabrück'ten gelir gelmez solugu almisti cake'de. biz kapida yedi kisiyiz. neyse kapi araligi biraz sohbet muhabbet. derken iceriye girdik. oo ferat beyler de buradaymis. zaten iceriye yedi kisiyle girince bir anda bir curcuna. yer bulma telasi. hoop arkasindan baris'la da karsilastik. cemil'de bu civarda. söyle bir görüntüden tanidiklarimiza da selami caktik mi? aferin...
hayatimda ilk defa böyle güzel kivirabilen alman gördüm. helal olsun. karsilikli kivirdik.
dj, eger annem dogru hatirliyorsa, anadolu atesi'nde gösteri yapan biri. homoseksüel oldugu kanisindayiz. bilemiyorum ben artik. yine anneme dayanarak söylüyorum, cok sempatik bir adammis. ben onu bunu bilmem de, öyle kiviran erkek de görmedim abi. mükemmel. helal olsun. adamin poposu iki dakka mi sallanmadan duramaz ya.
costuk, evet.
vodka redbull'lar, rakilar, saraplar ve tekilalar arka arkaya devrildikce gömlekler daha bir islandi. terden sirilsiklam olduk.
vücudumda titretmedigim bir yer kaldi mi, bilmiyorum...
arkadaslarla eglenmek baska bir dünya abi...
yalniz, ispanya'dan sonra ilk defa bu kadar sarhos oldum ve biraz delilik yaptim ehehe...
olsun, yine de...
farkettim de yalniz... arkadaslarim olmasa, keyk osbir olsa cekilmez hocu.
15 Kasım 2008 Cumartesi
dondurmali kazandibinin sevgiye izdüsümü
Gönderen aksamdan kalma corba zaman: 02:37 0 benim de söyleyeceklerim var
bir gün iste, günlerden o gün. hani elimi tuttugun ve öptügüm seni. kokorecten tika basa yedigin, benim sana güldügüm o gün yine. hava bu sefer sicak. montumun fermuarini cekmek zorunda degilsin ve ben michelin adamina benzemiyorum onsuz.
o gün iste, evvela bir bardak elma cayi galata'da. sonra iki bira cila niyetine. ben diyorum ki "bira hamalliktir" sen dalga geciyorsun "seni bunca yildir tasimak yüregimde...o da hamallik; ama yapiyorum iste".
mozik diyorum sana. mozik ne, bir sen anlarsin benim etrafimda. "sana yeni lâkâp bulmama gerek yok. aksam corbam diyorum, yetiyor. seni sevdigim de orda gizli, benim oldugunda." duygulaniyorum da, bozuntuya vermiyorum..."hadi yine yirttin lamba cini diyorum..."üc dilek hakkin var" diye veriyorsun cevabimi.
dilek haklarimi sakli tutuyorum ben...
mektuplardan bahsediyoruz. ben sana dair her seyi bir önceki savasimizda yok etmis olmanin üzüntüsünü yasiyorum. kendimi kötü kralar gibi hissediyorum. hani, bir medeniyeti yok ettikten sonra üstüne kendilerininkini kuranlar var ya, onlar gibi.
seni en cok neden seviyorum biliyor musun? "sen sunu seviyorsun" diyorsun ya...ondan.
hani kahvalti yaparken biz "sana sevdigin gibi sosis kizarttim" demistin ya. dünyalar benim olmustu. en cok hangi cerezi severdim, hatirlar misin? "hayatim, evde marul var miydi?"
ehehe...konu ben olunca yemekten gidiyoruz sürekli; ama sen de seversin yemegi.
devam edeyim mi?
hani kuzenlerde ictigimiz gündü, hatirladin mi...midem agriyor diye icmemistim... sen basta biraz zorlamistin "icince cok güzel oluyorsun" diye. kizmistim. kuzen de yanimda olunca susmustun...
benim yerime de icince, hepten cakirkeyif olup kuzene "bu ruju sürmesine bayiliyorum" demistin...o güne kadar o ruju belki de her gün sürdüm de, bir kere olsun ayik kafaya "ne güzelmis bu" dememistin...
ben, biraz da utanarak elinden rujumu cekince sen karambolde elimi yakalayip gözlerimin icine baktin...elimi öptün ilkin, sıkıca tuttun, birakmadin...siir okudun durdun. gözümü kacirayim dedim, olmadi. utandim acikcasi. her neyse...
sarhos oldugum kereler hep tuvalete götürdügünü hatirlarim yine utanarak. elimi yüzümü yikadigini "ciksana" dedigim hâlde cikmadigini...iste bu yüzden bir de.
bitmedi ama...
bir keresinde eline okudugun kitabi alip, yanima gelmistin de "bunu bana okusana" demistin...okumus, okumustum da "sesini ne seviyorum" deyivermistin...
bunu da koy kenara...
***
ne cok sey yapmisiz seninle biz...iste o gün, iste bugün...araya bir sürü aci ve yanlis karar sıkıstırmısız...araya bir sürü kacis, bir sürü kovalamaca...
araya bir sürü sorun, bir sürü cözüm, bir sürü dügüm, bir sürü...sürü...
acilari unuttum ben...zaman gerekiyormus ama. affetmek zor ismis.
sus...hic konusmayalim bunlari bence, ne lüzumu var ki?
simdi bahar gelecek bak, sabahi serin olur. aksami gec...
simdi sen ve ben...bizken ve biz degilken henüz. iste o citkirildim buz iken...
gel...
yesil kazagin, mavi gömlegin ve siyah kadife pantolonunla eminönü'nden aldigimiz...
-kazandibi de yer miyiz?
+hem de dondurmali yeriz, sen iste yeter ki...
***
sana anlatmadigim sirlarim var. senden korkumdan sakliyorum hepsini kendime...
ama elimi tut,
olmaz mi?
saril bana bu koca boslukta. kalbinin üstünde elim...duyayim ki benimle atiyor iste "pıt pıt pıt"
yaralarina dokunayim...kanatmadan.
yaralarima dokun...acitmadan.
***
dondurmali kazandibini yerken...kasiga yansiyor yüzün...gülüsüne gülüyorum, sevisine seviniyorum...en az hayatta olusuna sevindigim kadar.
+seni seviyorum, valla bak.
-eheh evlenelim, cocuklarimiz olsun. torunlarimiz olsun hatta. (bak ölmüyoruz)
...
+yildizli atlasta basimi tasa koyuyorum ben burda. senmissin gibi say. buralarda hep sen...
...
-bugün ayin kaci? gelisime kac gün kaldi? beni gelip bulacak misin?
...
-ben senden önce ölmek isterim
+simdilik ölmeyecegim de...sonra sira benim
...
-ellerim terliyken de sever misin beni?
+ellerin terliyken de severim seni
...
-"bir benim ol,hep benim ol,bir de öyle kal"
+"al götür bu ömür böyle tükensin
sana bin can feda seven ne yapmaz"
...
+iyi ki varsin...
-iyi ki variz...
