
son dönemde izledigim en keyifli amerikan filmlerinden biri oldugu kesin. sanirim realizme takmis durumdayim. bir filmde gercek hayata dair ne kadar cok nokta bulursam, onu o kadar seviyorum.
adam, asperger sendromu olan bir adam. kafasi dehset seylere calisan bir elektronik mühendisi.
film, babasinin ölümüyle yalniz kalan adam'in hayatina giren beth ile basliyor. forrest gumb ile benzesen yeri de saniyorum ki onunla devam etmeyisi - ya da onun parcasi olan bir seyle...
karsinizda, duygularinizi anlamayan, direkt söylemediginiz takdirde imânizi cakozlamayan biri olsaydi ne yapardiniz?
mesela sevgilinizle kavga ettiniz diyelim...onun sözlerinin altindaki mânâyi cözemiyorsunuz. size ak diyorsa ak, kara diyorsa kara...haylice zor.
beth cocuk kitabi yazmak istiyor ve adam onun icin neticede bulunmaz bir kaynak oluyor.
filmin, kücük prens ile baslamasi ise...apayri bir güzellik:)
"oraya ait degildiler; ama bir sekilde oradaydilar iste"








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder