
basima ilk dert actiginda yasim 12 olmaliydi. bingöl'den mahallemize tasinan ailenin kücük kizi türkceyi cok az konusabiliyordu ve o yüzden susmayi tercih ediyordu. gülten.
ablasi figen, bir iki yil okula gitmis olmanin tecrübesi ve ona göre daha düzgün türkcesiyle mahallede aramizda bir yer bulmaya calisiyor, kardesiyle muhatap olmamaya özen gösteriyordu...
gülten, kacan toplarimizi getiriyor, ortada sicanda araya gecemeyen oluyor, ücgen oyununda mahallenin yadigâr iki diregiyle birlikte dikiliyordu.
cocuklar cok acimasizdir aslinda...acimasiz ailelerin cocuklariydik cogumuz. kendimi tenzih edebiliyorum. annem ipek yengeyle, figen ve gülten'in annesi, hayli iyi bir muhabbet kurmustu ve evde aldigim terbiye gülten'e yapilanlara sokakta sinirlenmeme sebep oluyordu.
birlikte oynadigimiz oyunlarda cüssem sebebiyle kendisine fazla haksizlik yapilmasina izin vermiyor vefakat okudugum okul sebebiyle mahalleye haftada bir kez geliyordum.
"pisik" deniyordu gülten'e; cünkü gördügü bir kedinin yanina gitmek icin "pisiik" diye bagirmisti. gülten'e hic pisik demedim. diyemedim. pisik dedindiginde gözünün doldugunu farketmek canimi sıktı; ama kimseyi de vazgeciremedim.
iste, haksizliga gelemedigim icin yedigim ilk yumruk bu "pisik" hikayesi ile baslar.
mahallenin kabadayilarindan ramazan iti -bizden büyüktür 4 yas- kafayi kazitmis. gülten, ben, o sokaktayiz. sokagin basindaki evin merdivenlerine tünemis ramazan. gülten ile ne yaptigimizi hatirlayamiyorum simdi. ince sesiyle kizcagiz bir seyler söylerken bana. "gel lan buraya pisik" dedi ramazan gülten'e. gülten bana bakti...
***
-niye gelecekmis ki senin yanina?
+cagiriyorum da ondan. gelmezse vururum bi tane
-yok yea?! nereye vuruyosun. kolay miydi öyle vurmak?
+sana ne be?
-asil sana ne? gitsene bizim sokaktan manyak sey!
+kız pisik! gelsene suraya! sigara aldircam. gel.
-oha!
***
birbirimize yakinlasiyoruz bu arada. ramazan'in kel kafasi güneste parliyor. o gülten'e pisik dedikce ben sinirleniyorum. "sussana be" diyerek yanina geliyorum. gülten benim pesimden geliyor. ramazan gülten'i yakaladigi gibi bir tane vuruyor ona. güneste beynim dönüyor. hayatimda hicbir insan evladina vurmamisim daha. ilkim oluyor ramazan'in kel kafasi. tüm hincimla geciriyorum. tokatlarim sap sap ediyor derisinde. ramazan afalliyor. ufak tefek bir cocuk degilim. bir an toparlanamiyor; ama toparlandigi dakika bana öyle bir yumruk koyuyor ki, cenem yerinden oynuyor. o gün bugündür "kıt" diye bir ses gelir cenemden.
cöktüm kaldim yerime...cenemin uyusuklugu gecene kadar ramazan da gitti sokaktan.
hâlâ gelemem haksizliga. bazen cüppemi giyip avukatliga soyundugum söylenir, kimi an popülist oldugum. tek bildigim var...böyle ögrettiler bana evimde. tek cocuk olmama ragmen "paylas" dediler. ilk bisikletimin tatile giderken verdigim arkadasimdan kirik dönmesine ragmen paylastim..."arkadaslarini ispiyonlama asla" dediler...lisede onur kuruluna secmeye calistiklarinda "ben ailemden ispiyonlamayi ögrenmedim" diyerek karsi ciktim..."birinin gücünün yetmedigini gördügünde yardimina kos. yüzünü cevirme ondan öteye" dediler...hayatimda hep bunu yapmaya calistim. kendi islerimi yarim birakip baskalarininkilere kostum.
kendimi seviyorsam, sirf bu yüzden seviyorum. iyi ki haksizliga gelemiyorum. bu yüzden sonralari da cok hirpalandim, hirpalanmadim degil. bazen güvenip de yaninda durdugum insanlar adi de ciktilar. oldu bunlar hep, hayat...heyhat!
yine de...her seye ragmen...haksizliga gelememek insan oldugumuzun kanitidir.
yani demem o ki, yüzünüzü cevirmeyin kimseden...orda oldugunuzu anladiklari anki gülümsemeleri yeter. su bencil dünyanin düzenine uymayin.