8 Şubat 2010 Pazartesi

viva zapata!




zapata'nin hikâyesine ne kadar yakin, ondan nerelerde farklilasiyor bu tartisilir; ammavelakin emile kazan'in yönetip john steinback'in hikâyesini yazmis oldugu bu film kesinlikle izlenmesi gereken klasiklerden.
zapata, kendi icin "silahlardan ve atlardan anlarim ben sadece" diyen, haksizliga gelemeyen bir köylü.
diaz'a söyledigi su cümle beynime kaziniyor;

"sabir mi? bizim ekmegimiz sabirdan degil, bugdaydan yapiliyor"

marlon brando'nun asiri derecede makyaj ile kirpiklerine varana kadar degistirildigi filmde, zapata'nin kisiligine dair bir iki seyi de görmüs oluyoruz.
elinin tersiyle parayi ve pulu itisi, savasinin "halk" adina oldugunu söyleyisi ve toprak reformunun hemen gerceklestirilmesi gerektigine dair olan kararliligi filmde vurgulanan noktalardan.

zapata'nin diaz'a karsi ciktigi sahnenin, filmin sonlarinda abisi general olduktan kelli milletin karisi ve topragina göz diktiginde fernandaz'e karsi gerceklesmesi ve zapata'nin "ben naaabiyorum laaagn" diyerek kendine gelmesi cidden hos bir sahnedir...

karisina el koyulan köylünün, zapata'nin abisini öldürdügü sahnede "savasta ölmedi ki, onu bir general olarak gömelim" dediginde neredeyse cosup "he he heeeyyt!" diyecektim.
zapata öldürüldügündeyse kurulan su cümle aslinda halk önderlerinin ölülerinin bazen dirilerinin önüne gectigini anlatiyor;

"bazen bir ölü, bir diriden daha beter bir düsmandir!"

-ve kimse, halki zapata'nin öldügüne inandiramaz...

Hiç yorum yok:

 

biracayibkadın Design by Insight © 2009