11 Kasım 2008 Salı

eve gelmeyen baba ve cilli begonya


yaslarin onu gecmeyip, besin altina inmedigi dönemler. yani isin gücün sabah dokuz aksam üc okula gitmek, sonra eve gelip star tv nin yayinladigi cizgi film kusagindan bir kuple izlemek, ödevleri yapmak, karni doyurmak...kisin böyle...
yazin 9-15 mesaisini terk edip, bunun yerine sokaga cikmak, gün lacilerinin cekip gece diye adlanmadan top oynamak, ip atlamak, tilki tilki saatin kac demek...sonra atlas koyu rengine bürününce saklambac oynayip, evin yolunu tutmak...

annen marifetli bir kadin...elinden gelmeyen is yok. ciceklerle arasi pek bir iyi ve bu sebeple tüm komsu kadinlar hercai menekselerin bir dalini eline tutusturmak icin sirada. onunsa bir gözdesi var evde; cilli begonya...ciceklerin hasi, evin yillar yili misafiri. kendini bildin bileli o orada. üzerindeki cillerini badanadan sicrayan boyalardan mi, yoksa kendi özünden mi oldugunu ayird edemeyecek haldesin daha; ama bu bitki senin de gözden pembe salkim cicekleriyle. evde acti miydi, mustuyu sen veriyorsun annene...ve sıklıkla göremedigin babana...

sahi, mahallede aksam oldu mu, cigirtkan anneler cikip ne diyordu?
-oguuz, kos! baban geldi, yemek yiyecegiz!
-aysiin, hadi artik, baban kiziyor!

sendeyse bu cok nadir..."cevriye, hadi kizim artik eve!" diyor annen...baba yok daha evde...gelecek sapkasi, gözlügü ve siyah paltosuyla. hatrindaki cocukluk baban hep böyle; sapkali, gözlüklü ve paltolu...mevsimler ona degmeden geciyor, hep kis, hep ayaz...
gelisleri bayram evde. saniyorsun ki menekseler ve cilli begonya hep birden selama duruyor onu görünce. annenin yüzünde güller...baban hayata bir de onun kara ipek saclarina tutunarak baglanmis.
sen laf birakmazcasina gülüslerdesin...babanla akrobasi yapiyorsun, sözü var "büyüyünce" bir rus sirkine katilacaksiniz.

yine böyle seylerin rutin ve sorgusuz oldugu bir gün...iste böyle bir an, sokaktan apar topar cagriliyorsun oyunun en hararetli yerinde. yüzünden düsen bin parca...baban yine hatrindaki haliyle-siyah sapka, siyah palto ve gözlük,sanki bir de biyiklari var gibi o gün- annenin gülleri solmus, meneksenin mavisi, pembesi beyazi ve moru...hepsi bir eski gün solgunlugu...
kucagina aliyor baban seni, sarilip öpüyor sonra. kucaginda seni öperken, biyiklari batiyor taze cocuk tenine...sonra annenin gözleri...icindeki kahverengi yesil...büyüyen göz bebekleri...kapi geliyor arkasindan, sonra babanin gidisi...bir yaz zamanina tekabül ediyor bu hafizanda ve siyah paltolu, siyah sapkali, gözlüklü seyrek eve gelen baba artik "eve gelmeyen" oluyor.

bir telefon evde sonralari, krem rengi...zirr diyor caliyor...caliyor zirr diye. arananlar nedense evde olmayanlar, tanimiyorsun o ismi. telefon baskasininmis, ondanmis öyle, sonra ögreneceksin.
artik akrobasi yok...rus sirkindeki isi ludmilla adli bir rus kiza verdiler...menekseler hala aciyor ama! ortanca aliyor annen balkona...cilli begonya magrur evin bas kösesinde...cok seviyorsun onu, boyu tavana yaklasiyor. pembe salkim sicekleri var ve gülen yapraklari, saka degil, görüyorsun gülüyor yapraklari iste! daha uzasin diye cevirmeye calisiyorsun ufak bedeninle saksisini o kocaman cicegin...."cit" diyor, kiriliyor en tepedeki yapragindan...suyu akiyor özünden...aglatiyorsun cicegi...cicek cit diyor, kiriliyor ve agliyor ardindan...cocuk yüregin bir de o yapragin gidisini kaldiramiyor, dolu dolu gözlerin. oysa en cok cicekli salkimini bugün vermisti cilli begonya, en güzeliydi...en cok! annene söylemis, suyunu sen vermistin "ablasinin kuzusu" diye sevmistin, annenden özenip...
simdi en zayif yerinden kirdin onu...lanet kor seytan!

telefon caliyor zirr...zir...sen aglarken hüngür hüngür, actin baktin...baban!
hickiriyorsun sen, onun sesi yankilanan...begonya yapragi, diyorsun...salkim salkim cicegi...bugün vermisti, en cok...sana diyecektim ki, cok güzel...belki gelirsen, görürsün diye...simdi agladi o...yapragi gitti...ben kirdim...hem de en güzel salk...

yankilaniyor sesi babanin telefonda...bir tek anneler ninni söylemez, o gün anliyorsun...bir tek anne sesi degil teskin eden seni hickiriklar arasinda.

o vakitten sonra, tesadüf mü bilinmez, her hickirarak agladiginda baban ariyor...
cilli begonyaninsa sana kizmadigini anlaman, bir salkim pembe cicek vermesiyle oluyor...yine cocuk yüzünde güller...
ve bekliyorsun, "babam gelsin de görsün..." diye...
gelmeyecegini
bile bile.
babama ve o artik eve geldiginde bizi terketmis olan cilli begonyamiza...

Hiç yorum yok:

 

biracayibkadın Design by Insight © 2009