
bir bayram aksami, istanbul'dan tingir mingir ciktiginiz yolunuza... bayram trafigi, e-5 de ivir zivir satan insanlar derken vardiniz eskihisar'a...
eskihisar cocuklugunuz aslinda...topcular'a vardiginizda babaniz beklerdi sizi, koca gözlükleri ve ay gibi gülümsemesiyle.
henüz memeleriniz cagla bile olmadigindan sıkıca bastirdiginda gögsüne gögsünüzü hicbir aci hissetmezdiniz...kalp atislariydi kulaklarinizda yankilanan...
yolculugun buraya kadarinin haddinden fazla uzun sürmesi münasebetiyle, idrar torbanizdaki sıkısmayı gidereyim dediniz; ama bayanlar tuvaletinin önündeki kuyruk, buz gibi esen yelle birlesince attiniz iceriye kendinizi...
iceride yeni moda olmus bardakta misir, ki siz cok seversiniz bunu...
bir bardak doldurduk mu, tamamdir...
"vapurdan bir sey alinmaz!" derdi anneniz. hem pahalidir vapur, hem de...ikinci "hem" nedir bilinmez..pahalidir iste...
cebinizde paranizin oldugunu bildiginiz halde, sanki yasak elma yiyormuscasina sarilirsiniz sicacik misiriniza bardakta...icine üc damla nar eksisi...oh...
yüzünüzü kapiya cevirirsiniz sonra...dogru disariya...
yara yara marmara denizi'ni, gecmektesinizdir öbür kiyiya. aksam olmustur, sehirlerin isiklari yanmistir. surasi hereke...bak burada yalova...
derken, hareketli bir seye carpar en iyi gören gözünüze...kanatlarini bir cirpan, bir rüzgâra birakan kendini...
beyaz, bembeyaz degil ama...bir marti! kanatlarinin uclari siyah...
boynunu cevirir de bakar size...sonra yine önüne...
inatla, vapur gittigince o da gider...kanatlarini bir cirpar, bir nazli nazli birakir rüzgâra kendini...
kanatlarini cirpar...
o kanatlarini cirpar, siz hüzünlenirsiniz...
gece, kapkaranlik...
gece, örtmez üstünü martinin beyazinin...
gecenin icinde sizin adiniz...
marti, inatla ucar karsi kiyiya, vapurla yarisircasina.
yüzsüz degildir. atmak istediginiz simitlerin, misirlarin pesinden kosacak degildir.
simdi o, rüzgâr ile arkadas olmus, koca bir demir yiginiyla yarismaktadir denizi yara yara gecen...
onun kanatlari, sizin anilariniz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder