dtp, türkiye siyasi tarihinde "kürt meselesi" yüzünden kapatılan onuncu parti. bunlardan türkiye birleşik komünist partisi, sosyalist parti, sosyalist türkiye partisi, demokrasi ve değişim partisi ile emek partisi(bunun işim hakkini geri verdiler bak sonra. davası düştü) "hep" geleneğinden gelmeyen partiler. tüzüklerinde "halkların kendi kaderlerini tayin hakki"nı savunduklarından meydana gelen birtakım davalarla kapatılmış durumdalar.
kararın hukuki boyutunu hukukçular tartışsın. sorunlu olduğunu zannetmiyorum. yanlış çıkılan bir yoldan doğru sonuçlar bekleyemezsiniz. bu anayasa ile böyle. seksen anayasası mı dedin, yüzde on baraj mı dedin, insan hakları mı dedin...öptüm güzelim.
kendi kapatılmaları söz konusuyken dtp'nin "nalıncı keseri gibi kendine yonttuğu" düşünülen; ama samimi olduğu "olası bir kapatılma kesinlikle demokratik değildir." söylemi hatırlanmalıdır.
siyasi parti kapatmanın antidemokratikliğine degimeyecegim. kendi nazarımda olayın "gelecek" etkisinden bahsedeceğim, o kadar. çünkü "önümüzdeki maçlara" bakma zamanı gelmiştir.
abdullah öcalan'in perşembe günü yapmış olduğu açıklamada "dtp kapatılırsa dünyanın sonu gelmez" demeye getirmesini unutmamak lazım. evet, dtp'den önce aynı gelenekten gelen kaç parti kapatılmış. nedir?
parti kapatma ile yapabilecekleriniz sınırlı. yalnız parti kapatmaya bir de siyasi yasaklama eklerseniz...işte orada niyetiniz "bunlar kendilerini toparlayana kadar..." ile başlayan plânlar yapmaktır. hele hele ahmet türk ve aysel tuğluk gibi iki insanın milletvekilliklerinin düşürülmesi ve siyasi yasakla cezalandırılması, yeni kurulacak partinin yüzleri olmalarını engellemektir. bunların dışında yasaklı 35 kisinin de parti kadrolarında açıktan yer almalarının önüne geçilmiş ve de siyasi kadro yaratma aşamasının uzaması istenmiştir.
bunu da bir kalem geçelim. mecliste şuan 19 bağımsız milletvekili oluyor parti kapatılınca ve ahmet türk ile aysel tugluk'un milletvekillikleri düşürülünce. 19 ile ne yapabilirsiniz? grup olamazsınız. yanı meclis içinde ciddi manada söz sahibi olamazsınız, komisyonlarda yer alamazsınız. size mecburi medyatik önem verilemez...vesaire vesaire.
ama ondokuz, yirmiden sadece bir sayı eksiktir. bu devrede yeni kurulacak bir partide yer alabileceğini açıklayan, takınacağı tavırla kürt sorununa karşı tutumunun samimiyeti belli olacak olan ufuk uras girer.
ufuk uras'ın kurucularından olduğu bir parti vücut bulursa, sine-i millete dönmek yerine yine 20 milletvekilli bir parti kurulur ve yine meclis içinde hak mücadelesine devam edilir.
bugün açısından, dtp'nin kapatılışını protesto etmek haklı bir tavırken, bunu hepten namus meselesi haline getirmek doğru değildir; çünkü buna gerek yok. gün karalar bağlama değil, yapılabileceğin en iyisini yapma günüdür.
dtp'nin kürt sorununun çözümünde "zaten bir şeyler yapamamış" bir kurum olduğunu ve tasfiyesini savunmak ise, olanı biteni görmemek/görmezden gelmek/gösterilene kanmaktan ötesi olamaz.
balık hafızalı bir millet olduğumuzdan ötürü, söyle bir göz gezdirmek lazım son beş yıla...ahmet türk'ün açıklamalarına, konuşturulmamasına, abdullah öcalan ve pkk nezdinde tüm bir kürt halkının üzerine gidilmesine ve son bir yılımızı kapsayan "açılım" tartışmalarına...
bu yol, türkiye'nin canı sıkıldığı için demokratikleşmesi ile değil, dtp'nin ve ilerici demokrat güçlerin çabalarıyla olmuştur. bu kadar kör olmayalım.
herneyse. amerika'dan daha bir ses çıkmadı. konuyu "değerlendiriyor"larmış.
"hukuki karardır, saygı duyuyoruz" repliği sadece türkiye'de dillere pelesenk olmuş durumda. milliyetçi güçler ile ordunun ekmeğine yağ sürmenin daniskası yaşananlar. hükümet ile sözde muhalefet ittifak etmişler, el ele kol kola "biz barış değil, savaş istiyoruz" çığlıkları atıyorlar.
sahiden, duymuyor musunuz?
12 Aralık 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder