hayir. ona askla bakiyorum. olaylari tahlil edisine, kibarligina, asaletine, espri yetenegine, yardimseverligine...
titreyen ellerinin inadina dengede tutmaya calistigi bükük cetvele takiliyor gözüm. o titremeyi es gecerek yapiyor isini. sinirlenmiyor, sabirli. hayat ona sabirli olmayi ögreteli cok olmus.
evli degil, bir cocugu yok. sanirim yok, sormadim. yasanmislik dolu kocaman mavi gözleri var. insanin yüzündeki organlar sürekli büyürmüs ya, gözler disinda. onun icin olacak kulaklari kocaman, burnu kocaman...
"ah biracayibkadin, seni görmek ne güzel!" diye bagiriyor geldigimde yamacina. sevdigi insanlar etrafina toplandiginda hep böyle gülen gözlerle ve tok sesiyle sesleniyor.
inatci. evet, inatci. kafasina koydugu bir seyi yapmamasinin önünde tek engel yok. onun yanindayken kendinizi huzurlu, degerli ve "baska" hissedebiliyorsunuz ve saniyorum ki bunu neredeyse istedigi herkese hissettirme becerisine sahip. uzun cümleler kuruyor. cümlesinin sonunu bekleyemeyecek kadar sabirsizsaniz, bu sizin sorununuz. oysa ki gercekten güzel seyler söylüyor.
bir keresinde bana "ne demek sevgilim yok? senin gibi güzel ve zeki bir kadinin nasil sevgilisi olmaz?..hmm...haklisin, zor saniyorum ki senin gibi biriyle basa cikmak. yaptiklarina saygi duyamayacak ve onlari desteklemeyeceklere prim verme zaten!...yoo, tabii ki niyetim sana yegenimi ayarlamak degil caniim..."
elinde gezdirdigi prosecco sisesini gülümseyerek "sana da bir bardak doldurayim mi, ha" diye uzatiyor. "biracayibkadin, sana nasil yardimci olabilirim? onunla konusurum ben. sen kendini hazir hissediyorsan, sene basindan itibaren. neden olmasin? tabii ki, yasin genc ve daha uzuun bir hayat var önünde. babana benzeyeceksin sanirim. ona benzemek istiyorsun, görüyorum; ama bence annenin de güclü özelliklerini almalisin. anlattiklarindan sizin evin en güclü insaninin annen oldugunu görebiliyorum. annen olmasaydi, böyle bir aile olmazdiniz. baban, evet. baban cok zeki bir adam olmali. buna inaniyorum. annenden zeki oldugunu da söyleyebilirim hatta...ama annen, evinizin diregi kesinlikle o. senin icin simdilik iki yil boyunca ordan oraya sürüklenmek sorun degil. ama nasil yerlesikleseceksin? ne? yerlesik olmak istemiyor musun? ah, cocugum. benden cok gencsin...asik olacaksin, evleneceksin ve cocuklarin olacak. buna bahse girerim ki cocuklarin olacak. o zaman sabit bir yere ihtiyac duyacaksin. bunu sana yakistiriyorum da üstelik. bu hareketten kopman anlamina gelmez ki...hem sen olmasaydin, bunca isi nasil basaracaktik? sen olmalisin...seni dinliyor kadinlar. kendini dinletiyorsun. görüyorum. bu cok güzel bir özellik"
either...sana asigim. bunu söylemek isterdim yüzüne; ama biliyorum ki ciddiye almayacaksin beni. oysa ki bir insana karsi hissedilebilecek en güzel duygulardan birini sana karsi besliyorum. dedem olsan, gurur duyardim seninle, babam olsan her hâlini örnak alirdim sanirim...30 yas kadar genc olsan...senin olmak icin neler vermezdim...
11 Aralık 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder