“...ben bir alman şairi
bütün almanya'da meşhur
en üstün isimler söylenince
içlerinde benimki de bulunur...”
bu dizelerin sahibi romantizm ve realizm akimlari arasindaki gecis döneminde, siyasal siirin öncüsü olan heinrich heine’den baskasina ait degildir...
adini düssel irmagindan alan düsseldorf kentinde hayata gözlerini 13 aralik 1797’de acan sairin kulagina fisildanan ilk isim aslinda “harry” dir. heine, dogdugu sehre herzaman, özellikle de sürgün yillarinda, büyük bir özlem ve sevgi duyar...bu sevgisini sairin su sözlerinden de anlamak mümkün sanirim:
“die stadt düsseldorf ist sehr schön, und wenn man in der ferne an sie denkt und zufällig dort geboren ist, wird einem wunderlich zu mute. ıch bin dort geboren und es ist mir, als müsste ich gleich nach hause gehn. und wenn ich sage nach hause gehn, dann meine ich die bolkerstraße und das haus worin ich geboren bin“
meâli: düsselrodf sehri cok güzeldir. eger uzakta orayi düsünüyorsaniz ve de tesadüfen orda dogmussaniz, bu size cesaretz verir. ben orda dogdum ve bana öyle geliyor ki, sanki simdi eve gitmek zorundayim. ve eve gitmekden kastim, bolkerstraße'ye, icinde dogdugum eve gitmek*
harry, yahudi bir ailenin cocugu olarak dogmustur. yahudligi, üniversite yillarini gecirdigi berlin'de arkadaslari tarafindan alay konusu edilince basi ceken ögrenciyi düelloya davet etmis ve bu sekilde de okuldan uzaklastirilmistir.
ilk basarili siirleri, asik oldugu kuzenine yazdigi siirlerdir. bunlari takma isimlerle cesitli gazetelerde yayimlayan heine, bu arada yahudilikten protestanliga gecmis ve adini da harry'den "heinrich" e cevirmistir. kiliselerle arasi hicbir zaman iyi olmayacaktir; ama artik toplumda bir yahudi olarak anilmaktan da kurtulmustur. yalniz, arkadasina yazdigi bir mektupda bu din degistirme meselesini söyle anlatir:
"acikcasi din degistirmis olmamdan ötürü pismanlik duyuyorum. protestan oldugumdan beri hayatimda hicbir degisiklik yok. hatta kötü sansin yakami birakmadigini bile söyleyebilirim"
heine, zamaninin ileriyi gören aydinlarindandir. 1820'li yillarda islâm kültürü ve endülüs emevi devleti ile ilgili derinlikli arastirmalar yapar. 1823 yilinda yazmis oldugu almansor kitabindaki su satirlar dikkat cekicidir:
"bu sadece bir provaydi. kitaplarin yakildigi yerde, bir gün insanlar da yanar"
-1933 yilinda iktidara gelen hitler önce kitaplari, sonra da insanlari yakmistir-
1824'de sairin en büyük siirlerinden biri olarak anilan "die loreley" in da icinde bulundugu "otuzüc siir" isimli derlemesi yayinlanir. yine bu dönemde heine, almanlarin medar-i iftihari goethe ile harz'da görüsür. heine bu bulusmadan hayal kirikligi ile ayrilir. goethe kendisine cok soguk davranmistir.
1826 yilinda cikardigi "harz gezisi" kitabi toplum tarafindan büyük bir ilgiyle karsilanmis ve bunun üzerine heine bir de "sarkilar kitabi" diyebir siir derlemesi yayinlamistir. bu kitabinda bir yandan romantizmi yüceltirken bir yandan da ironik siirleriyle "suluzirtlak" bir romantizmin önünü kapatmaktadir...
genc bayan denizin kenarinda duruyor
ve icini cekiyor derin derin
günesin batimi
onu böyle hüzünlendiren
üzülmeyin genc bayan!
bu eski bir oyun
suradan batar iste bu aksam
cikar yarin öbür taraftan!
heine'nin basi alman sansürüyle derttedir. paris'e tasinir. bircok devrimcinin dilinden düsürmedigi "silezyali dokumacilarin türküsü" heine'nin siiridir.
almanya'nin bu zihniyetinden kurtulusun olmadigini gören sair, kendini paris'e atar. orada evlenir ve karisi tek kelime almanca bilmemektedir. karisinin kendisini "ünlü bir sair" olarak degil de, kendi insanligindan ötürü sevdigini düsünen heine, görece mutlu bir evlilik gecirir. ölene kadar bu esinden ayrilmaz ve kendisinden 27 yil sonra ölen esi de, yanina gömülür.
esi mathilde'nin sairin siirlerine dair kullandigi su cümle ironiktir "heinrich'in iyi bir sair oldugunu sanmiyorum; cünkü kendisi yaptigi isilerden sürekli memnuniyetsiz dolaniyor"
karl marx'in ögretilerinde de etkilenir heine. 1844'de yayinlanan "Almanya. Bir kis masali" kitabinda bu ögelere yer verir:
yeni bir sarki daha iyi bir sarki
yazmak istiyorum size arkadaslarim!
simdiden dünya üzerinde
cenneti yaratmaliyiz biz
yer yüzünde mutlu olmali her birimiz
sefillik icinde yok olmamaliyiz
tembel koca göbekler indirmemeli mideye
caliskan ellerin ürettiklerini
1848 subatinda, heine felc gecirir ve sekiz yil boyunca yatalak olarak hayatina devam eder. bu kosullar altinda dahi ironiyi elden birakmaz.
vasiyetinde, ne papaz ne haham istedigini belirtir. bir tanriya inaniyordur; ama bu kisisel bir tandiri ve hicbir dine ait degildir.
istedigi sekilde fransa'da gömülür heine.
bizlere de ondan geriye, okunacak birsürü sey kalir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder