-yaseminmiscesine'den eminmiscesine'ye, bir ithaf yazisi-
ilk on sayfasinda belki, demir gibi kaldiginiz bir roman latife tekin ormanda ölüm yokmus'u. sayfalarda ilerlerken kendinizi romana alistirmaya, iki üc günlük bir sergüzeste kendinizi katmaya calisiyorsunuz. aslinda anlatilan, bir yerde, sizin belirsiz hikâyeniz. sonrasinda bir bakmissiniz ki, ortasindan bir yerden sizin oluveren diyaloglar bütününü bitirivermissiniz. biten yok. son-siz.
emin, yasemin'in kaburga kemiginden yaratilmis bu sefer. isimler itina ile secilmis. terkedilmis bir liman olan gece, ,özenilen ve sevilen yurt, varligi aranan zümrüt.
"hmm" denilen yerlerinden haddinden fazla bir kuple, bir cok spoiler:
yataktan zihin ve yürek yorgunluguyla kalkmak yasama katilmak istegini köreltiyordu. kacinilmaz bir bicimde yalnizlasmisti, ama buna karsilik, gündelik karmasanin ugultusundan siyrilip öyle bir dinlignlige kavusmustu ki, sonunda icinde yeniden sessiz dünyanin bir parcasi oldugu eski zamanlarin ruhu dolmustu. tümüyle ümidini yitirerek her seyin, herkesin uzagina cekildiginde taze bir hava sarip sarmalamisti onu. artik uykularinda gündüzden yansiyan görüntülere cocuk akliyla bakip bütün bunlari gözlerim kapaliyken görebildigime göre, kafamin icinde isik olmali, günes isigi insanin beynine isliyor demek ki diye düsünüyordu.(s. 5)
***
bizimki kadina tutuldu. kadin disar cikip seviyor, oksuyor bunu, iceri aliyor, apartmanin girisinde oynasiyorlar, sonra kadin eve kaciyor, camdan bir seyler atiyor yasar'a, ip sarkitiyor, kagit toplar firlatiyor önüne, deliriyor hayvan, sonra yüzüne cekiveriyor perdeyi, yasar üzgün huzursuz dönüp dolaniyor camin altinda.(s.11)
***
emin'in güzel olani görmek ve göstermek icin dünyaya gelmis oldugunua inandigi halde yaptiklari karsisinda garip duygulara kapiliyordu.(s.15)
***
hic ama hic benzemezken nasil bu kadar iyi gecinebildiklerini anlamiyordu.(s.20)
***
kibarlikla sahtekârlik arasinda nasil ince bir cizgi, belirsiz bir sinir varsa, bir insani teselli etme cabasi da benzer bir tehlike tasiyordu. farkinda olmayarak karsimizdakinin üzünsütünden yararlanma havasina girebiliyorduk.(s.29)
***
"sıkıldım bu söz yarisindan yasemin," dedi, "böyle konusmak beni yoruyor, akil istemiyorum, hele parlak akil hic istemiyorum." (s.40)
***
"böyle düsünceden düsünceye kostugun icin bastigin yeri göremiyorsun, yasemin susup baksana suraya"(s.49)
***
"...isigi(âsik adamin icine dolan isik) kendinde tutmak istiyorsan, isigin dogasina uygun davranman gerekiyor, kesinlikle bunu cakabilenler olmustur, olacaktir da, tabii bunu anlamak isin önemli bir kismi ama asil, daha önceki varolus biciminden siyrilmayi göze alabilecek kadar korkusuzsan eger, bu sans sana gülüyor, karanlik tümüyla aklindan silinip gider o zaman." (s. 57)
***
emin, yonttugu dali elinden attigi gibi sirtini dönüp yamactan asagi söylenerek inmeye basladi. yasemin'in her seyi anlama, aciklama cabasi onu öyle üzüyor, yoruyordu ki... (s.68)
***
-zümrüt sana geri dönecek diye ummuyorsun yani, yöle mi? bunu benden gizlemeye calisiyorsun sanki.
+yaniliyorsun, bitti o is, kesip attim, kendi göz zevkim icin.(s.83)
***
"simdi söyle bana, tam düsecekken ben bu bardagi utarim mi demek istiyorsun?(...)
al su bardagi önüne koy, masanin ortasinda dursun, hem kendini hem beni huzursuz ediyorsun..." (s. 89)
***
"bir sabah benim evde uyandik...sabahin karanliginda, ben zümrüt'ün benden bekledigi seyi anladim, masada, geceden yarim biraktigim bir is kalmisti, kalkip calismaya basladim, bir kahve iceyim dedim, yataktan bana bakiyor...dogruldum söyle, mutfaga gitmek icin, o yana bir hamle yapipi döndüm, kalemi alip bir sey düzelltim, iki saniye ama, bana baktigini fark ettim, kolunu sirtini gördüm önce, birbirimize gülümsedik, nasil memnunun, isime takildigimi gördü ya, cok mutlu oldu, o an cok önemliydi, hep öyle olabilseydim devam edecektik biz, ben bunu hissettim, iki saniye icinde, suratindan anladim bunu, dönüp isime baktim, bir düzeltme yaptim alt tarafi yaptigim seyin onun icin anlami suydu, bir dis haya, bizim beraberligimizle sürüp gidebilirmis gibi geldi ona, istedigi sey buydu, askimiza da bir sey olmaz, o an bir zafer kazanmis gibi oldu, ugrasirsa kafami böyle bir seye yatirabilir, bunu becerebildigini düsündü, öyle sandi, o kadar sevindi ki...ne düzelttim, ne yaptim orda? iki saniye, isime baktim...bir saniye de döndüm onun yüzüne baktim, katiyen de aramizda konusulmadi bu, ben sadece onun yüzünde benden bekledigi seyi gördüm, o kadar ve, asla...belki de inat olsun diye yanasmadim buna."(s.106)
***
-öyle yanlis kadinlar seciyorsun ki, seni teselli edemiyorum, artistler, oyuncular...seyredilmeye bir türlü doyamayan kadinlar demiyorum bak, üzüldügün icin midir nedir, sana dokunakli mi geliyorlardi, onlara aciyor muydun bilemiyorum, seni ceken onlarin yalan dünyasi miydi?
+safliklari belki de, hizla degismeleri, sahnede cocuk gibi oluyorlar- (s.107)
***
+oysa zümrüt'e bizim arkadasligimizi anlatirken acikladigin bir sey vardi, iliskimizin karsilikli olarak birbirimizi kadin ve erkek olmaktan cikarmak üzerine kurulu oldugunu söylemistin ona, cocuksu bir ses tonu tutturup her seyi öyle safca konusa konusa birbirimizi özgürlestirdik, diyordun...simdi karsilikli ic dökmeye baslarsak bu noktadan geri adim atmis olmayacak miyiz? sunu da bil ki, daha önce böyle bakmamistim ama sen de insanlarin arasina dönelim demeye basladin ya, kafamda bir sey netlesti, gece'yle de zümrüt'le de iliskim ayni nedenle bozuldu, olmayan sey ayniydi diye görüyorum simdi, kadinlar erkekleri kalabaliklarin icine cekmek istiyor hep, bu huy sende de var, kendilerini baskalarina gösterme hevesinden midir nedir, görünmek zorundalar, kadinlar icin cok önemli bir sey bu, ortalikta dolanip illa görünecekler
- yani, emin, ben sana icimdeki üzüntüyü acarsam iliskimiz bozulacak mi demek istiyorsun? beni kadin olmaya kalkmakla mi sucluyorsun simdi? ormanda dolasmaktan korktugumu söylerken sen de pek bir erkek olup bozgunculuk ediyorsun öyleyse... (s.118)
***
"yalnizca konusabiliyorum emin(...)bizim sevimsiz buldugumuz tüm insanlarin kesin görüsleri vardi tipki onlar gibi oldun, sana göre bizim durumumuzda olan kimselerin gidebilecegi tek yer orman...(...) kalabaliga karismaktan baska caremiz yok, hosumuza gitsin gitmesin, insanlarin arasina dönmemiz gerekecek(...) cünkü insan insandan güc aliyor bence(...) bana artik neden tanri degilim diye dertleniyormussun gibi geliyor...ama dertlen istedigin kadar...kus bile, böcek bile olamazsin, insansin iste, kabul etmen gerekir bunu(...)düsünsene, ölmüs yapraklari duvara igneliyorsun, ama insan insani soluguyla, sesiyle diriltebilir, ya da bakisiyla(...) insan, yaninda baska bir insan yoksa bir seye güzel bile diyemiyor, kesinlikle söylemiyor bunu, baska varliklara iyi ya da kötü bir anlam verebilmek icin bile yaninda bir insan olmasi gerekiyor(...)düsünsene, insan kapisina niye zil takar, yalnizca biri geldiginde haberi olsun die degil herhalde, ayni zamanda bir insanin kapisindan iceri girmesini istedigi icin yapar bunu, degil mi?/insan mucize bekledigi icin kapisina zil takar, yalnizca insan beklemekle ilgili bir sey degildir bu/ ama kendi basimiza mucizeyi ne yapalim ki?(s. 118- 122)
***
+elbette buna laf etmesen olacakti, öyle dolasiyoruz surda, ne var büyütecek?
- büyüten sensin, cünkü öyle dolasmayan da sensin. ben artik normal yürüyemiyorum burda, sanki agaclar bizi seyrediyor, senin yüzünden icimde onlara kendimizi güzel göstermeye calisiyormusuz gibi bir duygu olustu, farkinda misin, biz aslinda kalabaliga coktan karistik bile, dallar calilar toplulugu...halimiz ne hos ama...ormanda sahneye cikmisiz gibi...alttan alttan dikenlere, kozalaklara nasil göründügümüzle ilgilenir bir havaya girdik burda...yapraklar bizden daha önemli oldu, sen demiyor muydun, asiklar bir yerde üc günden fazla durmamalidir diye?
+canim, agaclarin ne sucu var, biz dayaniksiz ciktik, büyüsünü bozduk isin (s. 123-124)
***
"evet ama emin, sen de agaclarin arasinda akilsizca yitip gitmek istiyorsun...ben senin kendini kaybetme arzuna taniklik edecek yürekliligi gösterebiliyorum ormanda adim adim izledim seni, anladiklarim bana yeter, anladiklarim neyse, ise yarasin istiyorum, neden bir hayatim olmasin? geri dönüp cabalarsam senin beni izleyecek, sayiklamalarimi dinleyecek cesaretin olacak mi? senin arzularin, sevgilimin önümde actigi yol...hicbirisi benim degil bunlarin, hayatim yeterince kesintiye ugradi" (s. 127)
***
(aslinda 122-128 arasi her sey)
***
-bir kez kirildin diye, dünyada en önemli seydir dedigin aski kalbine mi gömeceksin, belki düsledigin gibi, seninle yola cikacak bir kadin vardir, o kadini aramaktan neden vazgeciyorsun?
+yok gelmezler abi, unut...tek tük cikiyor böyleleri de...bana rastlamadi.(s. 130-131)
***
"insan yalnizlik denen seye bir basina gömülmeli"(...)sonra yüreginin derinlerinde bir yerde, yasemin'e hak verdi. (s. 138)
***
animsamak da böyledir.(...) yasemin'in rüyasinda gördügü gibi, insan unutamadigi icin ölür. (s. 157)
[baglanti]
yasemin cit cikarmadan basindan sonuna susup dinledi onu. yalnizca bir noktada dayanamayip "ama emin, neden bu ölümle ilgili olsun ki, yani bir adresi de animsariz ve yolumuzu buluruz degil mi?" dedi (...) bu demekti ki, durum ne kadar kötüyse, yasemin o ölcüde hafif oluyor. (s.161)
***
"hayir, yapacagin sey sana asagilik bir is gibi görünüyordu...ruhumu pislemeden nasil siyrilirim bundan diye düsündün, icindeki kötü duyguyu bana aktarmak istedin, zaten sürekli yaptigin bu, farkinda olup olmaman bir seyi degistirmiyor" (s. 164)
***
-hem huzur ariyordun, hem de bundan korkuyordun öyle mi?
+korkuyor muydum, belki...huzur duraganlik demek. buna da katlanabilirim ama yanimda beni seven sevdigim bir kadin olursa...o kadini bulamadigim icin huzura eremiyorum. (s.169)
***
"kafamin acilmasi zaman alacak, üc dört yil sürer bu simdi, böyle ara bir durumdayken yapilacak en iyi sey, dolanmak...yolda olmayi da seviyorum, yoldayken icimdeki bütün özlem bir hikâyeye dönüsüveriyor sanki" dedi, "yolda olmanin güzel tarafi da icimin dönecegim bir hayat varmis gibi bir duyguyla dolmasi, bu duygu yasama heyecani uyandiriyor bende" (s. 173)
***
"zaman var, sevenler icin zaman yok olur, cünkü asiklar sevdiklerine vermek icin kalplerini sökmüslerdir, kendi sevgilileri olmayan binlerce erkege ve kadina duyarsiz olmalari bundandir, korkmadan rahatca aglamalari ve umutsuzluga düsmeleri bundandir ve sevilmis olanlar, yasliligin ve ölümün yaklastigini bu kanli saatlerin yavaslamasindan anlarlar, istirap cekenler icin zaman yoktur, son hizla aka aka kendini ortadan kaldirir, cünkü her azap saati yüzyillar süren bir firtinadir, acik cektigim her seferinde"(atesler) (s. 183)
***
"seni üzüyorum, birbirimizi bir süre rahat biraksak iyi olacak" (s. 184)
___________________________________________________________-
yazar, hicbirimize hak vermiyor gibi. aslinda sonunda birbirimize benziyoruz. emin'in "kendimi sen sandim" demesi bu yüzden belki de. sonunda hak verisiyorlar bir sekilde; ama hak vermede yasemin daha umarsizmis gibi görünen, yalniz inatla emin'e uyan. yenilgilerinden yikilip da havalanabilen yasemin, yasi kemale ermis ve niyeyse denemelerden vazgecmis olan emin...
carpik iliskilerinin sonu pek hayir degil ve sonuclara takilan bir kadin olarak aslinda, beni üzdü bu. "suralari senin, buralari benim olsun bu kitabin" dedim kendi icimdeki digeriyle konusurken.
zihnimi acmaktan öte bulandirdi sanki. yasemin, yenilgiyi kabullenip gidecek sonunda. sonra, sonralari, en son. fin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder